Reklamlar
Genel Kültür

Liberalizm Ne Demek? Liberalizmin Temel İlkeleri ve Savunucuları Kimlerdir?

Reklamlar

Liberalizm deyince herkesin aklına hemen özgürlük gelir. Sözlük anlamıyla serbestlik olarak ifade edilir. Liberalizm kısaca ne demektir?; siyaset, ekonomi, felsefe gibi farklı alanlarda farklı anlamlar ifade eder. İlk ortaya çıkışından günümüze ulaşıncaya kadar bu ideolojinin uygulama aşamasında değişiklikler söz konusu olmuştur. Bu da Liberalizmin farklı bakış açılarıyla ele alınmasına yol açmıştır. Liberalizm Ne Demek ve liberalizmin ortaya çıkması ve savunucuları kimlerdir gelin birlikte aşağıda inceleyelim.

Liberalizmin Ortaya Çıkışı

Bir ideolojinin ne olduğunun tam olarak anlaşılması, ortaya çıkış koşullarının bilinmesi ile mümkündür. Her ideoloji gibi liberalizm de memnun olunmayan bir duruma yapılan itirazın neticesinde ortaya çıkmıştır. Ortaçağ Dönemi’nde hâkim olan monarşik düzen ve bu düzeni kutsayan dini kurumlar, liberalizmin ortaya çıkışına zemin hazırlamıştır. 1789 Fransız İhtilali’nin yarattığı etkiyle birer birer yıkılan imparatorlukların, yerini ulus devletlere bırakması yeni sistemlerin ortaya çıkışını daha da hızlandırmıştır. Uygulanabilir sistemlere ihtiyacı olan Avrupa, bir nevi deneme yanılma sürecine girmiştir.

Klasik Liberalizm

Klasik liberalizm anlayışında sınırlar tamamen ortadan kalkmış durumdadır. Bireyler; siyasi hayatlarında, ekonomik sistemde ve sivil hayatta özgür hareket edebilmelidir. Bu düzende devlet, temsili olarak varlığını sürdürür. Görev alanı dar olan devlet, insanların haklarının ve özgürlüklerinin teminatını sağlamakla yükümlüdür.

Sosyal (Modern) Liberalizm

Bireysel özgürlük anlayışı ve sosyal refah arasında denge kurulmasını savunan bu görüş, liberalizmin pratikte uygulanabilir hale gelmesinde önemli bir yere sahiptir. Bireyler özgürlüklerine herhangi bir sınır konulmadan eşit haklara sahip olmalıdır. Eğitim, sağlık, adalet gibi devlet eliyle sağlanan hizmetlerden eşit şekilde yararlanabilmek, her vatandaşın hakkıdır.

Reklamlar

Neoliberalizm

Klasik anlayışta olduğu gibi neoliberalizmde de devlete sınırlı bir alanda müdahale hakkı tanınır. Özel sermayenin ekonomide özgürce hareket edebilmesi gerekir. Devlet eliyle ekonominin şekillendirildiği dönemlerin olumsuz sonuçları, 1970’li yıllarda yeniden liberalizmin doğmasını sağladığı için bu akıma neoliberalizm adı verilmiştir.

Ekonomik Liberalizm

Ekonomik liberalizm, devlet müdahalesi olmadan sistemin devamlılığını sağlamak anlamına gelir. Devlet, ekonomik sistemin temel unsurlarını meydana getiren işletmelere müdahalede bulunmaz. Piyasada yer alan tüm aktörler, istedikleri şekilde hareket etmekte özgürdür. Burada sınır, ticari rekabetin ahlaki düzeyde gerçekleştirilmesidir. Ekonomide sınırsız liberalizmin farklı sakıncaları vardır. Tamamen müdahalesiz bırakılan piyasada; aşırı üretim, işçi ücretlerinin düşüklüğü, ağır çalışma şartları gibi sorunlar ortaya çıkar. Bunun en iyi yansıması Sanayi Devrimi’nin ilk zamanlarındadır.

1760’larda başlayan Sanayi Devrimi ile beraber üretimde makinelerin kullanılmaya başlanması, insanların kırsal alanlardan şehirlere göçmesini; işçi olarak üretime katkıda bulunmalarını sağlamıştır. Bu süreçte sınırsız üretime koşullanan fabrikalar, durmadan çalışırken insanlar ağır çalışma koşulları, düşük ücretler altında ezilmektedir. İş kazalarının had safhaya ulaştığı bu dönemde; kadın, çocuk demeden herkes üretim sürecine dâhil edilmiştir. Yaşanan bu olaylar, devlet müdahalesini zaruri hale getirmiştir.

Liberalizmi Savunan Düşünürler

Liberalizmin gelişimine katkıda bulunan birçok düşünür vardır. Bu düşünürlerin her biri fikrin daha da geliştirilmesini ya da yeni bakış açılarıyla irdelenmesini sağlayarak liberalizme yön vermiştir. Ünlü düşünürlerin fikirleri, zamanla siyasette ve ekonomide uygulanmaya başlanmıştır.

Reklamlar
John Locke
John Locke

John Locke

1632-1704 yılları arasında yaşayan John Locke, liberalizmin kurucusu olarak kabul edilir. Locke, devletin kuruluşunu insanlar arasındaki anlaşmanın bir sonucu olarak görmektedir. Bu anlaşma öncesinde doğal bir düzene sahip olan insanlar, bu düzenlerini yönetmek için devleti görevlendirmiştir. Locke, insanların korunması gereken haklarını; hayat, hürriyet ve mülkiyet olarak sıralamıştır. Bu hakların ihlal edilmesi halinde bireyler direnme hakkını kullanabilir.

Immanuel Kant
Immanuel Kant

Immanuel Kant

Kant da Locke’un görüşlerinden yola çıkarak hareket etmektedir. Kant, özgürlükleri belirli noktalarda sınırlayarak liberalizme yaklaşır. Kant’a göre ahlaki ve rasyonel olmadığı sürece özgürlüğün yararından çok zararı ortaya çıkar.

Adam Smith
Adam Smith

Adam Smith

John Locke’un yanı sıra klasik liberalizmin önemli temsilcilerinden biri Adam Smith’dir. Ünlü düşünürün Ulusların Zenginliği kitabı, bunun en önemli göstergesidir. Smith; insanın, ekonomik çıkarlarını gözeten bir varlık olarak kabul eder. Devlet, bireysel teşebbüsleri destekleyici bir konumda olmalıdır. Adam Smith, bireyin çıkarını toplumun çıkarıyla eş değer olarak kabul eder. Bunun anlamı, bireyin refahının sağlanması halinde toplumsal refahın kendiliğinden ortaya çıkacağıdır. Gelmiş geçmiş iktisadi teorilere yön veren Smith; bireysel teşebbüslerin denetlenmesine gerek olmadığını, görünmez el aracılığıyla ekonominin kendiliğinden dengeye geleceğini savunur.

Jean-Jacques Rousseau
Jean-Jacques Rousseau

Jean-Jacques Rousseau

Toplumun bir sözleşme ile oluştuğunu belirten Rousseau; doğal yaşam alanlarında mutluluğu yakalayan insanların, hırsları sonucunda bu mutluluğun bitmesine neden olduğunu savunur. Yapılması gereken doğal hayatta yakalanan mutluluğun toplumsal düzen içerisinde de sağlanmasıdır. Bu düzende hem insanlar tarafından devlet otoritesi tanınır hem de özgürlükler devlet eliyle koruma altına alınır.

Türkiye’de Liberalizm

Osmanlı Devleti’nden bugüne gelinceye kadar liberalizm eksenli düşünce akımları, siyasi otoritelerin sarsılmasına; hatta yıkılmasına sebep olmuştur. Osmanlı’da yenilik hareketleri birtakım aydınların öncülüğünde başlamıştır. Örneğin; Namık Kemal, ekonomik ve siyasi yönden özgürlüğü savunmuştur. Osmanlı aydınları, liberal görüşlerini savunurken batı dünyasında meydana gelen akımların etkisinde kalmışlardır.

1980’li Yıllarda Liberal Politikalar

Darbe hükümetinin yerini 1983 yılında Turgut Özal hükümetinin almasıyla ekonomik ve siyasi politikalarda birtakım değişikliklere gidilmiştir. Özal, devletin güçlenmesinin bireylerin refahıyla gerçekleşeceğini düşünen bir siyaset adamıdır. Özel girişimlerin desteklenmesi, devletin düzenleyici rolünü sınırlayıcı bir alanda uygulaması; Özal’ın ekonomide liberalleşmeyi savunduğunun göstergesidir.

Günümüz Türkiye’sinde Uygulanan Liberal Politikalar

Özgürlük ekseninde ele aldığımızda, liberalizmin yansımalarını her alanda görmek mümkündür. Özellikle ekonomik alana baktığınızda; özelleştirme politikaları, sermaye sahiplerine tanınan ayrıcalıklar, yabancı sermayenin ülkeye gelmesi için sağlanan imkânlar; liberalizmin örnekleri olarak incelenebilir. Elektrik, su, internet, eğitim ve sağlık alanında özelleştirme uygulamaları; hizmet alanından devletin elini çekmesi olarak değerlendirilebilir. Siyasi ve sosyal açıdan değerlendirildiğinde ise yaşanan kutuplaşmalar, kadınların yaşadığı şiddet olayları ve engellenen grevler; liberal özgürlüğün sadece ekonomik güç sahiplerine tanınan bir ayrıcalık olduğunun göstergesidir.

Liberalizmin Temel İlkeleri

  • Bireycilik,
  • Özgürlük,
  • Rasyonalite ve Ekonomik İnsan,
  • Laivuv faire ve Doğal Düzen,
  • Kapitalizm (Piyasa Ekonomisi)
  • Sınırlı Devlet.

Liberalizm Ne Demek yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederiz. Ayrıca sosyalleşme nedir yazımızı okumanızı tavsiye ederiz. Bizi YouTube de takip edebilirsiniz.

Reklamlar

Dr.Ümit Uslu

Siyaset bilimi eğitiminin bana kattığı katkıları sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Reklamlar
Başa dön tuşu