Reklamlar
Genel Kültür

Aristokrasi Nedir?

Reklamlar

Geçmişten günümüze farklı şekillerde idare edilen dünya ülkeleri,  daha iyi düzen vadeden yönetim sistemlerine ulaşma çabası içerisindedir. Seçkin sınıfın yönetimde egemen olduğu bir sistem olan aristokrasi de tarihsel süreç içerisinde etkin bir sistem olarak uygulanmıştır. Burada bahsi geçen seçkinlik; aileden ve servetten gelen ya da bulunduğu dönem içerisinde farklı meziyetleri nedeniyle üstün görülen bir zümreyi niteler. Kimi zaman bir asker kimi zaman bir çocuk hatta doğmamış bir bebeğin bile bu zümreye dâhil olma şansı vardır. Aristokraside seçkin kabul edilen kişiler, aristokrat olarak tanımlanır. Günümüzde aristokrasi, geçerli bir sistem olmasa da eski dönemlerle kıyaslandığında farklı bir biçimde varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Belli kişilere onurlandırma ve o kişinin üstünlüğünü vurgulama maksadıyla aristokratik unvanlar verilebilir. Sanatçılar, sporcular ve bilim adamlarına bu tarz unvanlar verilebilir. Aristokrasi Nedir gelin detaylıca inceleyelim.

Aristokrasi Tarihi

Aristokrasinin ilk ortaya çıkışı, Antik Yunan dönemine rastlar. Bu dönemde güç ve cesaret sahibi olan askerler, halk tarafından üstün bir sınıf olarak kabul edilirdi. Bu anlayış, Orta Çağ Avrupa’sında da varlığını sürdürmüştür. Antik Yunan’da zengin sınıftan gelerek yönetimi zorla ele geçirmeye çalışan tiranlar da aristokrasinin bir parçası olarak kabul edilebilir. Tiranlar, yazılı bir hukuk sistemi benimsemediği için yıllardır sürdürülen birtakım uygulamalar ile zorbalık yapmıştır. Kendilerine uygun şekilde kurallar koyan tiranların bu tutumu, zamanla halkı rahatsız etmiştir. Bu kurallar, thesmoni olarak adlandırılır. Tanrının emri olarak görüldüğü için insanların bu kuralları kabul etmeme şansı yoktur. Daha adil biçimde belirlenen yasalar ise nomoi olarak adlandırılır. Nomoilerin yapılmaya başlamasıyla beraber aristokrasinin yerini daha demokratik bir yönetim sistemi almaya başlamıştır. Bu süreçten sonra tiran olma ihtimali taşıyanların sürgün edilmesi için mahkemelerde halk oylamasına bile gidilmiştir.

Aristokrasinin Ekonomik Sonuçları

Aristokrasinin Yunan Orta Çağı’nda egemen olduğu dönemler, zenginlerin daha da zenginleşmesini fakirlerin ise daha da fakirleşmesini sağlamıştır. Köleliğin ortaya çıkışı da aslında aristokrasinin bir sonucu olarak değerlendirilebilir. Gittikçe zenginleşen soylular, işlerinin sürdürülmesi için köleler satın almıştır. Avrupa’da ise feodal sistemin çöküşü aristokrasiyi getirmiştir. Feodal düzende lordlara ait toprakları işleyen serfler mevcuttur. Bu sistem sona erse bile lordlar, lüks malikânelerinde yaşamlarına devam etmiş; sanayiye ve ticarete geçiş yapmıştır(1). Zamanla gelişen ekonomik yapı içerisinde; köylülerin yanı sıra tüccar, işçi gibi sınıfların ortaya çıkması hak arama mücadelesinin başlamasında ve aristokratlara karşı gelinmesinde rol oynamıştır.

Aristokrasi, Oligarşi ve Monarşinin Ayrıldıkları Noktalar

Çoğu kişinin aristokrasi deyince aklına krallıklar gelse de kraliyet esaslı bir yönetim monarşi kapsamında değerlendirilir. Oligarşi ise küçük bir grubun egemenliğini ifade eder. Birbiriyle iç içe geçmiş bu üç yönetim biçimi arasında net bir ayrım yapmak aslında oldukça güçtür. Şöyle ki:

Reklamlar
  • Monarşide yetkiler tek kişinin elindeyken aristokraside ise yönetimde daha fazla sayıda kişi etkindir. Monarşik düzende yönetici olmaya hak kazanan kişiler, soy esaslı bir asalete sahip oldukları için aynı zamanda aristokrat olarak da değerlendirilebilir.
  • Monarşilerin güç kaybetmeye başlaması, aristokratlar için iyi bir fırsattır. Asillerin güç savaşı olarak nitelendirilebilecek olan bu durumda, aristokratlar yönetim üzerinde hak iddia edebilir.
  • Oligarşik düzende ise azınlık olarak değerlendirilen bir kesim, yönetimde söz sahibidir. Bu azınlık, aristokratlardan meydana geliyorsa kişi hem aristokrat hem de oligark olabilir.
Platon’a
Platon’a

Platon’a Göre Aristokrasi

Platon’a göre Aristokrasi Nedir? ideal devlet anlayışında yönetimde tek kişinin ya da seçilmiş bir grubun etkin olması gerektiğini belirtmiştir. Bu nedenle yöneticilerin, aristokratlar olması gerektiğini savunmuştur. Aristokrasinin bozulması ise Platon’un ideal olmayan yönetim biçimleri kategorisinde değerlendirdiği sistemlerin açığa çıkmasına sebep olmaktadır. Buna göre aristokrasinin bozulması ile sistem timokrasiye dönüşmektedir. Demokrasiyi de bilgisizlerin iktidarı olarak değerlendiren Platon, aristokratik devlet anlayışını benimser.

aristoteles
aristoteles

Aristoteles’e Göre Aristokrasi

Aristoteles de Platon’un yaptığı gibi yönetim biçimleri arasında iyi ve kötü şeklinde bir sınıflandırma yapar. İyiler ve kötüler arasında, sebep ve sonuç ilişkisine dayanan bir süreç vardır. Monarşi, Aristokrasi ve Politeia en doğru yönetim biçimleridir. Buna rağmen ünlü filozof, politeiayı yani anayasal düzeni bir adım öne çıkararak uygulamada onun ideal olduğunu savunur. Aristokrasinin bozulması ise oligarşiyi getirir.

Montesquieu ve Aristokrasi

Montesquieu göre Aristokrasi Nedir?; monarşinin olumsuz etkilerinden korunmanın yolu olarak aristokrasiyi görür. Monarşik düzende gücü elinde bulunduranların kontrol altında tutulabilmesi, soylu sınıfın mücadelesi sayesinde mümkündür. Burada aristokratlar, monarklara karşı bir nevi muhalefet görevindedir. Halk için de bu durum oldukça avantajlıdır. Soylular burada hem kendi haklarını hem de halkın çıkarlarını korur.

Aristokratlara İlişkin Bazı Unvanlar

Soyluların tarih boyunca her bölgede farklı farklı unvanları olmuştur. Bir kraliyet soyundan geliyorsanız kral, kraliçe, prens ve prenses unvanları doğuştan gelir. Bunun yanı sıra kral soyundan gelmese de kraliyet aileleri tarafından yetkili kişilere ya da onurlandırma amaçlı verilen unvanlar da vardır. Örneğin; 2020 yılında Formula 1 pilotu Lewis Hamilton, Birleşik Krallık tarafından şövalye unvanına layık görülmüştür. İskoçya’da ise yapılan bir proje kapsamında, Glencoe bölgesinden arazi alanlara lord ve lady unvanları verilmektedir.

Reklamlar

Günümüzde Aristokrasinin İzleri

Bugün, her ne kadar bu sistemle yönetilen ülke kalmasa da zenginlik hala bir asalet kaynağı olmaya devam etmektedir. Gelişmiş ya da gelişmemiş olması fark etmeksizin birçok ülkenin yönetiminde zenginler söz sahibidir. Yönetimde resmi olarak görev almasalar bile arka planda yasaların ve ekonominin şekillenmesinde rol aldıkları aşikârdır. Örneğin; 2016 ve 2020 yılları arasında ABD başkanı olan Donal Trump, dünyanın en zengin kişilerinden biridir. Türkiye’de ise birçok siyasetçi, siyasete girmeden önce iş hayatında oldukça güçlü bir konuma sahipti. Maddi imkânları daha geniş olan kişilerin yönetimde yer alma şansları, sıradan birine göre oldukça fazla. Zenginliğin farklı kapıları açan bir anahtar olması, aristokrasinin sona ermediğinin ama farklı bir biçimde sürdüğünün bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Sofizm Nedir yazımızı da okuyabilirsiniz.

Yararlanılan Kaynaklar

  • Mahfi Eğilmez, Aristokrasi, Burjuvazi, İşçi Sınıfı ve Küçük Burjuvalar, Ağustos 08, 2018.

Reklamlar

Dr.Ümit Uslu

Siyaset bilimi eğitiminin bana kattığı katkıları sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Reklamlar
Başa dön tuşu