Reklamlar
Genel Kültür

Monarşi Nedir? Mutlak Monarşi ve Meşruti Monarşi Nedir?

Reklamlar

Monarşi Nedir? Soydan gelen bir üstünlükle tek bir kişinin egemenliğinin söz konusu olması, monarşi olarak adlandırılır. Bu sistemde yetki her zaman aynı soyda kalır. Yani hükümdar öldüğü zaman yerine oğlu, kızı ya da kardeşi geçebilir. Her çağda monarşinin uygulanış biçiminde birtakım farklılıklar olmuştur. Eski çağlarda, tanrının yeryüzündeki temsilcisi olarak görülen hükümdarların yetkileri sınırsız olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle monarşi ile yönetilen ülkelerde akla durgunluk veren olayların yaşandığını da söylemek mümkündür. Örneğin; 1553-1558 yılları arasında hükümdar olan İngiltere ve İrlanda kraliçesi I. Mary, hüküm sürdüğü dönem boyunca Protestanlara yönelik sergilediği acımasız tutumuyla bilinir. Protestanları yaktıran ve farklı yöntemlerle idam ettiren Mary, bu tutumu nedeniyle Kanlı Mary olarak tarih sayfalarında yerini almıştır. Bu yazımızda monarşi türleri, mutlak monarşi ve meşruti monarşi ne demek bunlardan bahsedeceğiz.

Mutlak Monarşi Nedir?

Mutlak monarşide tüm yetkiler hükümdardadır. Bu sistemde yetkilerin sınırlandırılmasını sağlayacak herhangi bir mekanizma bulunmaz. Mutlak monarşinin yol açtığı sorunlar, meşruti monarşinin ortaya çıkmasında önemli rol oynamıştır. Avrupa’da beyliklerin yıkılması da mutlak monarşinin ortaya çıkışını sağlamıştır. Günümüzde mutlak monarşiye örnek olarak Suudi Arabistan’ ı örnek gösterebiliriz.

Meşruti Monarşi Nedir?

Sınırsız yetkilerin ne denli ağır sonuçlarının olabileceğinin anlaşılmaya başlanması, anayasal monarşinin doğuşuna zemin hazırlamıştır. Bu sistemde hükümdarın yetkilerini kısıtlayan, demokratik yöntemlerle iş başına gelmiş olan meclistir. Bugün meşruti monarşi yani anayasal monarşiye örnek olarak İngiltere’ i örnek olarak gösterebiliriz.

Reklamlar

Magna Carta

İlk Anayasal Monarşi Örneği

Kraliyet sistemi ile öne çıkan bir ülke olan İngiltere, meşruti monarşinin ilk örneğinin ortaya çıktığı yer olarak da anılır. Magna Carta Libertatum yani Büyük Özgürlük Fermanı, 1215 tarihinde imzalanmıştır. İlk yazılı anayasa olması yönüyle de bu belge, büyük önem taşır. O dönemde İngiltere Kralı olan John tarafından imza edilen belge, ciddi anlamda yetki sınırlaması getirmiştir. Bu sayede hukukun üstünlüğü kabul edilmiştir.

Kral John, kendi zenginliğini sağlamak için çok sayıda vergi koyarak halkı zor duruma sokan bir hükümdardır. John’un savaşlarda olan başarısızlıkları da halkın ekonomik zorluklarla yüzleşmesine neden olmuştur. Bunun yanı sıra din adamları ile olan münakaşası, Magna Carta’ya giden yolun döşenmesine yardımcı olmuştur.

Magna Carta’nın Bazı Maddeleri

Magna Carta’nın bazı maddelerinde hükümdarın yetkilerinin kısıtlandığı rahatlıkla görülmektedir. Bu maddelerden bazıları şu şekilde sıralanabilir:

Reklamlar
  • İnsanlara verilecek cezalar, yasalara göre belirlenir. Yasalarda uygun şartlar oluşmadığı takdirde kimse hapse atılamaz, sürgüne gönderilemez ve kimsenin mallarına el konulamaz.
  • Vergi toplanabilmesi için din adamları ve baronların onayının alınması gerekir.

Osmanlı’da Monarşi

Osmanlı’da Monarşi

Osmanlı Devleti kuruluşundan itibaren 1876 yılına kadar mutlak monarşi; sonrasında ise meşruti monarşi ile yönetilmiştir. Osmanlı’da uygulanan sistem, padişahın kendi kısıtlı çevresi dışında halka herhangi bir avantaj sağlamamıştır. Padişahlık makamının kutsal görülmesi ise herhangi bir muhalefet hareketinin çok sert tedbirlerle bastırılmasına yol açmıştır. Osmanlı’da yürürlükte olan hukuk sistemi şeri kurallar esas alınarak hazırlanmıştır. Bunun yanı sıra örfi hukuk denilen şeri hükümlerce düzenlenmeyen bir sistem de söz konusudur. Osmanlı’da davalara bakma yetkisi kadılara aittir. Buna rağmen padişah da önemli konulara müdahil olmaktadır.

Kanuni Esasi

Osmanlı Devleti’nde 1876 yılında yürürlüğe giren Kanuni Esasi öncesinde yapılmış resmi bir anayasa yoktur. Kanuni Esasi’nin hazırlanmasında ise yaşanan bazı olaylar etkili olmuştur. Bu olayları; özgürlükçü hareketlerin etkisi, siyasi ve ekonomik alanda yaşanan sorunlar olarak sıralamak mümkündür.

Monarşi İle Yönetilen Ülkeler

Günümüzde farklı biçimlerde monarşik düzenin sürdürüldüğü çok sayıda ülke vardır. Monarşi deyince ilk akla gelen İngiltere’dir. Bu durumda, kraliyet ailesinin tüm dünyada oldukça popüler olması ve çalkantılı hayatları etkili olmuştur. Mutlak monarşi denince ise ilk akla gelen Arap ülkeleri olmaktadır.

Birleşik Krallık

İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda’nın bulunduğu Birleşik Krallık; anayasal monarşi ile yönetilmektedir. Birleşik Krallık’ın başında devlet başkanı olarak Kraliçe II. Elizabeth vardır. Kraliçe’nin yetkilerinden bazıları şunlardır:

  • Parlamentonun toplanmasına ya da tatil edilmesine karar vermek
  • Kanun tekliflerine onay vermek
  • Kanun hükmünde kararname çıkarmak
  • Bakan atamaları ve bakanların görevden azledilmeleri
  • Başbakanın atanması
  • Savaşa girme kararının verilmesi
  • Af çıkarma
  • Pasaport onayı ve iptali

Kraliyet ailesine ilişkin tartışmalar, özellikle İngiltere’de uzun yıllardır sürmektedir. Her gittikleri yerde yoğun sevgi göstergeleriyle karşılanan aileyi devlet ekonomisi için bir yük olarak görenlerin sayısı hiç de azımsanamayacak kadar fazladır.

Hollanda

Hollanda’da anayasal monarşinin varlığından söz etmek mümkündür. Ülkedeki kraliyet makamı, kültürel bir anlam taşımakta ve çok fazla yetkisi olmayan bir durumdadır. Tavsiye makamı olarak görülen kral, bakanlarla beraber hükümetin bir parçası olarak değerlendirilir.

Belçika

Hollanda’ya benzer şekilde Belçika’da da sembolik bir işlevi bulunan anayasal monarşiden söz etmek mümkündür. Kral; anayasal bir sorun olduğunda gerekli müdahaleleri yapar. Önemli kararların alındığı süreçlerde, gerekli diyalogları yürütür. Kral ordunun da komutanı olarak görülür.

Japonya

Japonya’daki sistemde kralın yetkileri, törensel nitelikte olacak şekilde sınırlandırılmıştır. Sistemde yönetimin lideri başbakandır. Anayasada devletin ve halkın bütünlüğünün simgesi olarak kral görülür. Başbakan, kral tarafından atanır.

Suudi Arabistan

Batı dünyasına bakıldığında, kral ve kraliçelerin daha sembolik bir değer taşıdığını görmek mümkündür. Doğu toplumlarının bazılarında daha geniş haklara sahip olan hanedan mensupları ise mutlak monarşinin halen uygulandığının önemli bir göstergesidir.

Suudi Arabistan, mutlak monarşi düzende yönetilmektedir. Bunun en önemli göstergesi, hükümet başkanının kral olmasıdır. Yasama yetkisini elinde bulunduran Kral, atama yönüyle de geniş yetkilerle donatılmıştır. Kralın kendisi kadar ailesi de yönetimde söz sahibidir. Bazı önemli kurumlarda yönetici pozisyonunda hanedan mensupları görev yapmaktadır.

İlginizi Çekebilir: Oligarşi Nedir? Oligarşi İle Yönetilen Ülkeler

Sonuç

Günümüz koşulları açısından değerlendirildiğinde monarşinin, 21. Yüzyılın ruhuna uygun bir yönetim şekli olduğundan bahsetmek çok da mümkün değildir. Farklı ülkelerde hiçbir anlamı kalmasa da halen krallık sisteminin bulunması, kültürel bir değer olarak da ayrı bir öneme sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Herkesin yönetimde söz sahibi olduğu demokratik sistemler, modern dünyanın ihtiyaç duyduğu düzeni sağlamakta daha başarılıdır.

Bizi YouTube de takip edebilirsiniz.

Reklamlar

Dr.Ümit Uslu

Siyaset bilimi eğitiminin bana kattığı katkıları sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Reklamlar
Başa dön tuşu