Reklamlar
Genel Kültür

Sofizm Nedir ve Sofistlerin Savunduğu Görüşler

Reklamlar

Sofizm nedir kısaca: Felsefe tarihinde düşünce tarihinde varlık, bilgi ve değerlere ilişkin genel geçerliliğin olamayacağını savunan bir şüpheci yaklaşımdır. Sofizm düşüncesini savunan filozoflara sofist adı
verilir.

Sofistler MÖ 5. Yüzyılda Antik Yunan’da yaşamış gezgin filozoflardır. Para karşılığında dersler verirler. Etkili, güzel konuşma ve politika üzerine dersler veririler. Bu dönemde Grek toplumunda tartışmak bir
sanattır. Tartışmalarda üstün gelmek çok önemlidir. Sofistler gezerek zengin çocuklarına, gençlere para karşılığında dersler veririler.

Sofistlerin Görüşleri

Protagoras Görüşü
Protagoras Görüşü

Protagoras Görüşü

Sofistlerin önde gelenleri Protagoras ( MÖ 490-420) ve Georgias’dır ( MÖ 480-380). Protagoras’ın temel önermesi :” İnsan her şeyin ölçüsüdür.” Önermesidir. Protagoras’a göre insan bilgilerini duyularıyla edinir. Duyular ise insanı yanıltmaktadır. Mesela suyun içerisindeki kaşık kırık olarak
algılanmaktadır. Oysa gerçekte kaşık kırık değildir. Gözlerimiz bizi yanılttığı gibi diğer duyularımız da bizi yanıltmaktadır. Bilgilerimizin temelinde duyularımız vardır. Aynı rüzgâr üşüyen biri için soğuk üşümeyen biri için sıcaktır. Ya da Antalya’dan ve Erzurum’dan iki kişinin İstanbul’a geldiğini düşünelim. Bu iki kişiden Erzurum’dan gelen için İstanbul’daki hava sıcak olarak algılanırken;

Antalya’dan gelen için İstanbul’daki hava soğuk olarak algılanabilir. Protagoras derki, burada her ikisinin de bilgisi kendine göre doğrudur. Ve herkes kendi edindiği bilgiyi yaşamında kullanabilir, bu bilgilerden yararlanarak yaşamını sürdürebilir. Herkes duyu bakımından farklı yaratılmıştır. Dolayısıyla herkesin algılaması öznel olacaktır. Doğru ve yanlışın ölçüsü insandır. Bir bilginin doğru veya yanlış olması tamamen kişiye bağlıdır. Her insanın algılaması özneldir. Dolayısıyla bilgi sübjektiftir. Aynı suyu bir kişi sıcak bulurken diğer kişi soğuk algılayabilir. Bilgi duruma ve ortama göre değişir. Mesela kedi ile köpek yan yana iken kedi küçüktür deriz. Aynı kedi fare ile birlikte iken kedi büyüktür deriz.
Kedi için aynı anda hem büyüktür, hem küçüktür demek mantık kurallarına aykırı olacağından kedi ile ilgili bilginin koşullara bağlı olarak değişeceğini söyleriz. Kedi için değişmeyen, mutlak bir bilgi yoktur.
Kedi kendisiyle her zaman ve her yerde aynı kalmadığından, kedi ile ilgili bilgi de göreceli olacaktır. Kısaca Protagoras’ a göre mutlak doğru yoktur.

Reklamlar
Gorgias Görüşü
Gorgias Görüşü

Gorgias Görüşü

Bir başka ünlü sofist olan Gorgias ise kuşkusunu daha ileriye götürür. Temel önermesi şudur: “ Hiçbir şey var değildir, olsa bile bilinemez, bilinse bile başkasına aktarılamaz.” diyerek kuşkusunu bir adım daha öteye götürür. Hiçbir şey var değildir derken, varlığın sürekli değiştiğini kendisiyle aynı kalmadığını söyleyerek bundan dolayı kendi kendisiyle aynı sürekli kalan varlığın olmadığını söyler. Var olsa bile bilinemez derken, varlığın bilgisinin sürekli değiştiğini genel geçer bir bilginin olamayacağını söyler. Bilinse bile başkasına aktarılamaz derken de; kelimeler başkasına aktarılırken herkesin kendine göre algılama içerisinde olduğunu söyler. Mesela “Ayşe güzeldir.” Derken güzellik kavramının herkese göre değiştiğini, herkesin kendine göre algılama içerisinde olduğunu söyleyen
kişinin “güzel” kavramıyla anlatmak istediği anlamın aynı derecede ve düzeyde dinleyici tarafında algılanamayacağını söyleyerek genel geçer bir ortak anlayışın olamayacağını ifade eder.

Descartes
Descartes

Descartes Görüşü

Varlık felsefesinde, bilgi felsefesinde, değerler felsefesinde sofistlerin ortaya koydukları temel anlayış kuşkudur. Sofistler için kuşku amaçtır, araç değildir. Amaç şüphe etmektir. Şüphecilik yaklaşımını felsefe tarihinde önemseyen filozoflardan biride 17. Yüzyılda yaşamış olan Fransız filozofu Röne Descartes’tir. Ancak Descartes’in şüphe anlayışı sofistlerin şüphe anlayışından farklıdır. Descartes, şüpheyi bir yöntem olarak görür. Doğru bilgiye ulaşmak için bir yöntem olarak kabul eder. Şüphe bir yöntemdir. Bu yöntemi kullanarak doğru bilgiye ulaşır ve doğru bilgiye ulaştıktan sonra şüpheyi terk eder. Kendi varlığından da şüphe eden Descartes, kendi varlığını ispatladıktan sonra şüpheyi terk eder. Şüpheyi varlığını ispatlamak için araç olarak kullanır (oysa sofistlerde şüphe amaç idi) Var
olmasaydık şüphe edemeyeceğimizi söyler. Şüphe ediyorsam demek ki ben varım diyerek ilk ve kesin bilgiye ulaşır. Artık kendisinin varlığından kuşku duymaz.

Descartes rasyonalisttir, şöyle bir akıl yürütme yapar:

Bütün düşünenler vardır. Ben düşünüyorum O halde ben de varım. Diyerek kendisi hakkındaki bilgiden artık kuşku duymaz. Buna karşılık MÖ 5. Yüzyılda yaşamış olan Sofistler kesin bilgiye hiçbir zaman ulaşılamayacağını ifade ederek şüpheyi amaç edinmişlerdir. Burada çok önemli bir noktaya daha vurgu yapmak gerekmektedir. Sofistler genel geçer doğru bilginin olamayacağını söyledikleri gibi; genel geçer yanlış bilginin de olamayacağını ifade ederler. Sahip olduğumuz bilgileri yerinde ve ortamında kullanarak ihtiyaçlarımızı karşılarız. Yani burada pragmatik bir tutum sergilediklerini söyleyebiliriz. Sahip olduğumuz bilgi elbette değerlidir. Belki herkesin doğrudur dediği bir bilgiye ulaşamayabiliriz ancak sahip olduğumuz, edindiğimiz bilgilerimiz de yaşamımızda kullanmak zorundayız yaşamımızı sürdürmek için.
Sofistlere göre genel geçer doğru yok, genel geçer yanlış yok, genel geçer iyi ve kötü de yok, mutlak güzel de çirkin de yok. Kısaca mutlaklığa karşı çıkıyorlar.

Reklamlar

Felsefe Tarihinde Sofistlerden Önce Filozoflar

Felsefe tarihinde sofistlerden önce filozoflar “Evrenin ana maddesi nedir?” diye sormuşlar. Bunlara da doğa filozofları diyoruz. Bu filozoflar kendi deneyim, bilgi ve akıllarına göre, gözlemlerine göre hareket edip ana maddeyi yorumlamışlardır. Mesela Thales’e göre arkhe denilen ana madde “su” dur. Anaksimandros’a göre ilk madde soyut bir varlıktır. “Apeiron” dur. Yani ilk filozoflar da hepsi başka filozof veya filozoflara karşı çıkarak kendi görüşlerini kendi akıl ve gözlemlerine dayalı olarak temellendirmişlerdir.

Anaksimandros sonsuz olan evrenin su gibi sonlu varlıktan meydana gelemeyeceğini söyleyerek ancak sonsuz bir varlıktan meydana gelebileceğini söyler. Doğa filozoflarına temas etmemin nedeni sofistlerin doğa filozoflarına karşı çıkışları ve felsefeye yeni konu, yeni alan kazandırmalarıdır. Felsefeye kazandırdıkları konu ise insan, toplum ve değerleridir. Oysa doğa filozoflarında düşüncenin konusu sadece doğadır, tabiattır, tabiatı anlama çabasıdır, tabiatta olan bitenleri yine tabiattaki başka olgularla açıklamaktır.

Sofistlerin zamanında yaşamış olan çok önemli bir folozof vardır. Bu filozof sofistlere tamamen karşı çıkar. Sokrates. Evet, tarihin bu önemli değeri, filozofu, düşünürü Sokrates’tir. Sokrates sofistlere karşı çıkar, sofistlerin anlayışlarına karşı çıkar. Sokrates’e göre kesin genel geçer bilgi vardır ve bu insanda doğuştan vardır. Eğer insana doğru sorular sorulursa insanda doğuştan mevcut olan bilgiler dışarıya çıkarılabilir. Sokrates bir köleye bir geometri problemini çözdürerek bu düşüncesini kanıtlar. Yani bu bilginin kölede doğuştan var olduğunu sadece köleye doğru sorular sorarak köledeki bilgiyi ortaya çıkarır. Kendisinin köleye yeni bir bilgi öğretmediğini var olan bilgiyi sadece ortaya çıkardığını söyler.

Öğretmenlerin de görevlerinin bu olduğunu söyler. Öğrencilerde doğuştan getirdikleri bilgileri doğru sorularla dışarıya çıkarmak gerektiğini söyler.
Sonuç olarak sofistleri anlayabilmek için; sofistleri öncesi dönem ve sonrası dönem ile birlikte ele almak gerektiğine inanıyorum. Yani düşünce tarihinde bazı filozoflardan etkilendikleri gibi kendileri
de dönemlerinde ve sonrasında bazı filozofları etkilediklerini söyleyebiliriz. Felsefe tarihi, zıt düşüncelerin birlikteliği tarihidir.

Sofizm Nedir ve Sofistlerin Savunduğu Görüşleri nelerdir yazısını yazan Felsefe Öğretmeni Kamil hocamıza teşekkür ederiz. Ayrıca Motivasyon Teorileri yazımızı da okumanızı tavsiye ederiz. Yeni yazılarımız pinterest te takip edebilirsiniz.

Kamil Karayılan
Felsefe Öğretmeni

Reklamlar

Dr.Ümit Uslu

Siyaset bilimi eğitiminin bana kattığı katkıları sizlerle paylaşmaya devam ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlgili Makaleler

Reklamlar
Başa dön tuşu