Devrimler Çağında Değişen Devlet Toplum İlişkileri

11. Sınıfın önemli konularından devrimler çağında değişen devlet toplum ilişkileri konusudur. Bu konu Fransız ihtilalini ele almaktadır.

Konu içinde Fransız İhtilali ve sonuçlarını, döneme ait isyanları, sanayi devrimini ve ihtilalleri, Liberalizm, Kapitalizm, Sosyalizm ve Marksizm gibi konuları ele alacağız.

İhtilaller Çağı

1789 Fransız İhtilali

Fransız İhtilali’nin sonuçları bütün dünyayı etkilemiştir. İhtilal ile ortaya çıkan gelişme ve olaylar Avrupa’nın siyasi ve ekonomik durumunu kötü yönde etkilemiştir.

İhtilalin Başlaması ve Gelişimi

Fransa Kralı XIV. Louis (Lui) ve diğer kralların genişleme politikaları, Fransa’yı ekonomik olarak sıkıntıya sokmuştur. XVIII. yüzyılda özellikle Amerikan Bağımsızlık Savaşları’nda Amerika’ya yapılan yardımlar, Fransa’da halktan daha fazla vergi toplanmasına neden olmuştur. Kral XVI. Louis, mali bunalıma çözüm bulmak amacıyla 1614’ten beri toplanmayan “Etats Generaux”yu (Eta Jenero) 5 Mayıs 1789’da toplamıştır.

Etats Generaux, soylu, din adamı ve halk temsilcilerinden oluşan yasama ve yürütme yetkisi olmayan bir meclistir. Meclisteki her sınıfın bir oy hakkı vardır ve çıkar açısında birbirlerine yakın olann din adamları ve soylular her zaman çoğunluğu oluşturmuştur.

Sınıflar arası mücadelelerden ötürü bu meclis başarılı bir sonuç alamamıştır. 17 Haziran 1789’da halk temsilcilerinin halkın yüzde 96’sını temsil ettiklerini söyleyerek kendilerinden oluşan Ulusal Meclis adından bir meclis kurmuşlardır. Bu meclis halkın iradesini savunarak halkın rızası olmadan onlardan hiçbir verginin toplanamayacağını bildirmiştir.

Kral meclisin toplanmasına engel olmak istemiştir ama başaramamıştır. Ulusal meclis anayasa çıkana kadar ayrılmama kararı almıştır. Bu hareketle monarşik yönetim değiştirilmeye çalışılmış ve Fransız İhtilali başlamıştır.

Anayasa hazırlamaya başlayan Ulusal Meclis, 9 Temmuz 1789’da kendisini “Kurucu Meclis” ilan etmiştir. Bu gelişmeler ayrıcalıklı sınıf olan din adamları ve soyluları tedirgin etmiş, kralın verdiği destek ile meclis dağıtılmak istenmiştir.

Bu söylentiler üzerine halk, 14 Temmuz 1789’da kraliyet baskısıyla hapse atılanların bulunduğu ve mutlakıyetin sembolü olarak görülen Bastil Hapishanesine baskın düzenlemiştir. Aynı zamanda halk, Paris’te Komün adı ile yeni bir yönetim kurmuş ve kralın koruma askerlerine karşı da ulusal bir ordu oluşturmuştur. Paris’te meydana gelen bu gelişmeler, tüm Fransa’da yayılmıştır.

Kurucu Meclis, feodalite zamanından beri var olan ayrıcalıkları ortadan kaldırmış ve Fransa’da eşitliğe dayanan yeni bir toplum düzenine geçilmiştir. İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisini ilan eden Kurucu Meclisin hazırladığı anayasa 1791’de kralca onaylanmıştır. Fransa’daki bu anayasasıyla egemenlik hakkı halka ancak güçler ayrılığı kabul edilmiştir. Sonuç olarak Fransa’da mutlak monarşi devri sona erip meşruti monarşi dönemi başlamıştır.

Anayasayı hazırlayarak görevini tamamlayan Kurucu Meclis, kendisini feshetmiş ve seçimlere gitmiştir. Seçim sonunda 1791- 1792 yılları arasında “Yasama Meclisi Dönemi” resmen başlamıştır. Bu meclis döneminden sonra Fransa’da Konvansiyon Meclisi kurulmuş ve bu meclis cumhuriyeti ilan etmiştir.

Bu dönemde cumhuriyet rejimi, zor kullanılarak ülkeye yerleştirilmeye çalışılmıştır. Ancak bu baskı yönetimine muhalif olanlar, ülke yönetimini ele geçirmiş ve Konvansiyon Dönemi’ne son vermiştir. Böylece Fransa’da Direktuvar Dönemi başlamıştır.

1795-1799 yılları arasındaki dönemde, yürütme gücü meclisince seçilen ve direktuvar ismindeki beş üyeli kurula verilmiştir. Ancak bu yeni idareden memnun olmayan halk, yeniden ayaklanmıştır. Bu isyanları Napoleon bastırmış ve bu başarısı ona ülke içinde şöhret getirmiştir.

Direktuvar yönetimine bitiren Napoleon kendisinin başında olduğu bir konsül kurmuştur. Ekonomik, idari ve yasal reformlar ile başarıya ulaşan Napoleon, Fransa’da iç barışı da sağlamıştır. Böylece konsüllük yönetimiyle Fransa’da, İhtilal Dönemi sona ermiştir.

1804’tedeki halk oylaması ile konsül yönetimi imparatorluğa dönüşmüş ve Napoleon ülkenin imparatoru olmuştur. Peki devrimler çağında değişen devlet toplum ilişkileri içinde Fransız İhtilalinin sonuçları ne olmuştur? İmparatorluklara ne gibi etkileri olmuştur?

İhtilalin Sonuçları

Eşitlik, özgürlük, ulusçuluk, ulusal egemenlik, demokrasi, laiklik, adalet gibi düşünce akımları ve kavramlar; Fransız İhtilali ile Avrupa’ya yayılmıştır. İhtilalin ortaya çıkardığı bu düşünce akımları ve kavramlar, günümüze kadar büyük değişikliklerin ve gelişmelerin yolunu açmıştır. Fransa, ihtilaline karşı olan devletlerden Avusturya ve Prusya başta olmak üzere Avrupalı devletler ile savaşılmıştır. Koalisyon veya İhtilal Savaşları ile Avrupa siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan büyük oranda değişikliğe uğramıştır. Liberalizm ve milliyetçiliğin Avrupa’ya yayılmasıyla ulus-devlet anlayışı ortaya çıkmıştır.

Fransız İhtilali’nin İmparatorluklara Etkisi

Fransız İhtilalinden sonra farklı milletler arasında milliyetçilik ve hürriyet fikirleri yayılmış, bu milletler bağlı oldukları devletlere karşı ayaklanma başlatmıştır. Bu fikirler Avusturya- Macaristan, Rusya ve Osmanlı Devleti’nin sosyal ve siyasal olarak etkilemiştir.

Fransız İhtilali ile mutlakiyetçi yönetimi altında olan Avusturya, toplumun ihtilal düşüncesini benimseyip yönetime ayaklanmasından korkmuştur. Ve korkulan olmuştur. Avusturya 1848 yılında anayasa için ayaklanmış kral Metternich İngiltere’ye sığınmıştır.

Feodal düzen kaldırılarak sosyal eşitlik ilan edilmiştir. Macarlar başta olmak üzere Avusturya egemenliğinde olan uluslar bağımsızlık hareketinde bulunmuşlardır. Milliyetçiliğin etkisiyle Alman olmayan uluslar da bağımsızlıklarını elde edebilmek üzere harekete geçmiştir.

Macar isyanı bastırılmış bir kısmı Osmanlı’ya sığınmıştır. Lehistan da Rusya’nın baskılarından kaçarak Osmanlı Devleti’ne sığınmıştır. Mültecilerin Osmanlı ve Rusya’ya sığınması ve devletlerin mültecileri geri istemesi Osmanlı’nın redderedek göndermemesi “mülteciler sorunu” ortaya çıkarmıştır. 

Rusya, Lehistan’a (Polonya’ya) 1815 yılındaki Viyana Kongresi ile sahip olmuştur. 1830 Polonyalılar bağımsızlık istedikleri için isyan ederek, ayaklanma Rusya tarafından bastırılmıştır. Polonya Rus ili olmuştur. Rusya ülkedeki azınlıklara baskı yapmıştır. Bu nedenle 1863’te bir ayaklanma daha çıkmıştır. Ayaklanma batırılmış ve Rusya azınlıklara karşı Ruslaştırma politikası başlatmıştır.

Rusya Osmanlı Devleti üzerinde genişleme politikası izleyerek Slav ve Ortodokslara yardım ederek onlara özerklik verilmesini istemiştir.

Osmanlı Devleti’nde Fransız İhtilaliyle milliyetçilik akımı yayılmaya başlamıştır. Bu akıma karşı birçok isyan çıkmıştır. Balkanlara, Mısır’a ve Doğu Akdeniz’e sahip olmak isteyen Napoleon  Osmanlıdaki Hristiyan topluluklarda bağımsızlık düşüncesinin yayılmasını istemiştir.

Daha sonra Rusya’da Balkanlarda milliyetçilik fikrini yaymış ve halkı kışkırtmıştır. Ve Osmanlı içindeki Hristiyan toplulukların bağımsızlık istekleri hızla yayılmıştır. Ve bu da Sırp İsyanına neden olmuştur.

Sırp İsyanı (1804-1817)

Osmanlı Devleti’nin XV. yüzyılda topraklarına kattığı Sırbistan’da halkın kendi diliyle konuşmasına ve kendi inancına göre ibadet etmesine izin verilmiştir. Sırpların yaşadığı bölgede, XVIII. yüzyılın ortalarına kadar devlete karşı önemli bir olay yaşanmamıştır.

Bu zamandan sonra Osmanlı, Avusturya ve Rusya arasında yapılan savaşlar yüzünden Sırbistan tarumar hale gelmiştir.

Ayrıca Avusturya ve Rusya, Sırpları ayaklandırmak için milliyetçilik propagandası yapmış, buradaki güvenli ve huzurlu havayı bozmuştur. Merkezî otoritenin zayıf hale gelmesi, vergilerin çoğalması ve yeniçeriler ile âyanların baskılarının sonucunda Sırplar, Osmanlıya isyan etmişlerdir.

Sırplar, bağımsız bir devlet kurma isteğiyle 1804’te Kara Yorgi önderliğinde isyan başlatmıştır. Sırpların, isyan hareketine Rusya destek vermiş ve Karadağlıların da katılmasıyla isyan daha da şiddetlenmiştir.

Ancak Rusya’nın himayesinde bir Sırp devleti görmek istemeyen Avusturya, bağımsız Sırp Devleti’ne karşı çıkmıştır. Sonuç olarak Avusturya ile Rusya arasında anlaşmazlıklar oluşmuştur.

Sırp İsyanı, Osmanlı Devleti ile Rusya arasında yapılan 1812 Bükreş Antlaşması’na kadar sürmüş ve bu antlaşmayla Sırplara ayrıcalıklar verilmiştir. 1812 Bükreş Antlaşması’ndan sonra Sırpların bağımsızlık hareketleri devam etmiştir.

Bu durumu çözmek isteyen Osmanlı, 1813’te Kara Yorgi’yi yenmiştir. Böylece Sırp İsyanı sona ermiş ve Sırbistan yeniden devlet merkezine bağlanmıştır. Osmanlı Devleti, 1816’da Sırplara geniş haklar vermiştir. 1817 yılında Osmanlının sınırları içinde, İstanbul’a bağlı olmak şartı ile Sırbistan Prensliği oluşmuştur.

Bu durumda Osmanlı ilk defa Hristiyan bir topluluğu bağımsızlık için faaliyet göstermiş, sınırlı da olsa başarıya ulaşmış ve siyasi olarak ön plana çıkmıştır. Bu durum Sırp İsyanından hemen sonra Yunan İsyanı başlamasının ateşi olmuştur.

Yunan İsyanı (1820-1829)

Yunanistan’da Osmanlı Devleti’nden ayrılarak bağımsız bir devlet kurma düşüncesi, Rusya ve Fransa tarafından yayılmıştır. Bu devletler, Osmanlı toprakları üzerindeki çıkarlarını sağlamak için azınlıkların bağımsızlık hareketlerini desteklemiş ve Osmanlı’nın yıkılmasını hızlandırmak istemiştir.

1815 yılındaki Viyana Kongresi’nden güç kazanarak çıkan Rusya, Yunan milliyetçiliğini olabildiğince kışkırtmış ve 1821’de Mora’daki ayaklanmalarda başı çekmiştir.

Osmanlı Devleti, Mora’da başlayan isyanın genişlemesi üzerine Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa’dan yardım istemiştir. Mısır Valisi’nin de desteğiyle isyanın direnci kırılmıştır. Ardından İngiltere, Rusya ve Fransa’nın ortaklaşa kurulan donanma, 1827’de Navarin’de Osmanlı donanmasını yaktı.

Ayrıca 1828’de Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanmış olan 1829 Edirne Antlaşması ile Osmanlı, Yunan Devletinin bağımsızlığını kabul etmiştir. Yunan Devleti’nin kuruluşu Osmanlı Devleti’nin dağılmasında sürecini başlatan nokta olmuştur. Çünkü çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı halkı için bağımsız Yunan Devleti bağımsızlık faaliyetleri için bir örnek oluşturmuştur.

Sanayi Devrimi

Sanayi Devrimi, insan ve hayvan gücü kullanılarak yapılan üretimden, makine gücü ile yapılan üretime geçiştir. Bu üretim şekli XVIII. yüzyıl sonlarında İngiltere’de belirmiş ve zaman içerisinde tüm Avrupa’ya yayılmıştır.

Sanayi Devriminin oluşumunda Avrupa’daki düşünce alanındaki gelişimler ve teknik buluşların etkili olduğu söylenebilir. Teknik gelişmeler, tarım toplumundan sanayi toplumuna geçişi sağlamış ve el aletleri, yerini makinelere bırakmıştır. Tarıma dayalı toplumlarda üretim, el tezgâhlarında yapılırken sanayileşmeyle birlikte üretim fabrikalarda yapılmaya başlanmıştır. Fabrikaların çoğalmasıyla da işçi sınıfı ortaya çıkmıştır.

Sermaye sahibi burjuva sınıfının kurduğu büyük fabrikalarda işçiye ihtiyaç duyulduğundan köylerden kentlere göç hızlanmıştır. Böylece Avrupa’da hızlı bir şehirleşme süreci yaşanmıştır. Sanayi Devrimi, sosyal hayatta da değişikliklere neden olmuş ve toplumun geleneksel yapısını tahrip etmiştir. Fabrikaların ortaya çıkması işçi ve işveren sınıfı arasındaki farkı ve hayat tarzının değişimini gözler önüne sermiştir.

Liberalizm ve milliyetçilik akımlarıyla birlikte Sanayi Devrimi, Avrupa’yı büyük ölçüde değiştirmiş ve sömürgecilik sayesinde tüm dünyaya yayılmıştır. Böylece Avrupa’nın dünyadaki üstünlüğü kesin bir şekilde sağlanmıştır. Bu devrim XIX. yüzyıl süresince Avrupa’yı sarsan sosyalizmin anlayışının doğmasına da sebebiyet vermiştir. Yeni ideolojiler, Avrupa’da sınıf mücadelesine bağlı ideolojik karışıklıkları başlatmıştır.

Yeni İhtilallere Giden Yol

Fransız İhtilali milliyetçilik ve özgürlük düşünceleri açısından Avrupa devletlerinin çoğunu etkilemiştir. Kendileri için yıkıcı olan bu düşünceleri engellemek isteyen Avrupalı devletler, 1815 Viyana Kongresi kararlarıyla eski düzeni sürdürmeye çalışmıştır. Bu durum özgürlük düşüncelerini geniş ölçüde benimsemiş bulunan Avrupa toplumlarında, bir kez daha otoriteye karşı tepki oluşturmuştur.

Sanayi Devrimi sonrası zenginleşen ve etkinliğini artıran burjuva sınıfı, kendi görüşlerine ve çıkarlarına uygun politika izleyen bir hükûmet biçimi kurmaya çalışmıştır. Bunun yanında işçilerin gerek yaşam gerekse çalışma koşullarının elverişsiz olması, büyük toplumsal sorunları da beraberinde getirmiştir.

Burjuvazi ve işçi sınıfının kendilerine yeni haklar kazandırmak istemesi, monarşilerin yetersizlikleri ile birleştiğinde Avrupa’da yeni devrimler baş vermiştir. Meydana gelen bu gelişmeler sonucunda ve özgürlük düşüncesinin etkisiyle Avrupa’da anayasal sistem savunulmaya başlanmıştır. Sonuç olarak mutlakiyete tepki anlamında başta Fransa olmak üzere Avrupa’nın birçok yerinde devrimler başlamıştır.

1830 İhtilalleri

Napolyon’dan sonra Fransa tahtına geçen XVIII. Louis, ilk olarak anayasaya sahip meşruti bir yönetim kurmuştur. Ancak yeni kral kısa bir süre içinde özgürlükleri engelleyip basına sansür uygulamış ve üniversiteleri denetim tabi tutmuştur. XVIII. Louis’nin yerine geçen X. Charles, Fransa’da monarşiyi yeniden kurmak için harekete geçmiş ve kiliseyi koruyan kanunlar çıkarmıştır. Bu kanunlarla X. Charles, iktidarını din adamlarına ve soylulara dayandırmak istemiştir. Gelişmeler karşısında tedirgin olan liberaller, hoşnutsuzluklarını belli etmeye başlamıştır.

X. Charles, ülkede her türlü aykırı görüşü bitirmek isteyince 1830’da Paris’te üç gün süren kanlı mücadeleler yaşanmış ve kral tahtını bırakıp ülkeyi terk etmiştir. Bunun üzerine Fransız İhtilali’ne olan sempatisi ve liberal fikirleri ile tanınan Louis Philippe Fransa tahtına geçmiştir. Mecliste yemin ederek göreve başlayan Louis, halkın iradesinin sonucu olarak Fransa kralı olmuştur. Bu yüzden 1830 İhtilali ile Fransa’da daha demokratik bir yönetime kavuşmuştur.

1830 İhtilalleri, Belçika ve İspanya’da da liberalizmin başarısına yol açmıştır. Hollandalılara karşı bağımsızlık elde eden Belçika’da ve liberallerin yönetimi el koyduğu İspanya’da, meşruti yönetimler oluşturulmuştur. İngiltere’de liberalizm daha da güçlenmiş ve liberaller hükümete geçmiştir. İtalya ve Polonya’da bağımsızlık harekatı ise Avusturya ve Rusya tarafından bastırılıp engellenmiştir.

1848 İhtilalleri

1815 ile 1830 yılları arasında görülen siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel gelişmeler; 1830 İhtilalleri sayesinde daha güçlü hale gelmiştir. Avrupa’da büyüyen özgürlük ve eşitlik kavramları yeni hak talepleri ile bütün kıtayı derinden etkileyen 1848 İhtilalleri yaşanmasına sebebiyet vermiştir. En başta Fransa’da patlak veren 1848 İhtilallerinde liberalizmin ile milliyetçilik ve sosyalizm düşünceleri etki göstermiştir.

1830 İhtilallerinin akabinde liberalizm, Fransa’da üstünlük kazanmış gibi görünmüştür. Ancak bu kısa süreli bir etkidir. Kendisi zengin bir tüccar olan Kral Louis Philippe, iktidarını 1848 yılına kadar burjuvaziye anlayışına yaslamıştır. Ama burjuvaziyi toplumun üstün sınıfı haline getiren sanayileşme, işçi sınıfını oluşturmuştur.

İşçi sınıfının ise pek çok sorunu vardır. Kral, bu sorunları çözmek yerine işçilerin haklarını ellerinden alarak olarak sert davranmıştır. Bu tutum, özgürlük yanlısı liberallerle birlikte seslerini duyurmaya çalışan sosyalistlerin, krala karşı birlik olmalarını sağlamıştır. Kanlı çatışmaların sonucu olarak Louis Philippe’nin ülkeden kaçması üzerine geçici bir hükûmet kurulmuş ve Fransa’da yeniden cumhuriyet ilan edilmiştir.

Liberalizm ve Kapitalizm

Bireysel özgürlüğü temel değer kabul eden liberalizm; özel mülkiyet, bireysel girişim ve ticaret özgürlüğü üzerine kurulu bir ideoloji olup devlet müdahalesini dışlar. Bunun için devletin, anayasa ile sınırlandırılması gerektiğini savunur. Bu özelliği ile liberalizm, diğer modern ideolojilerden ayrılır.

Liberalizm, XVII ve XVIII. yüzyıllarda dönüşmekte olan birey-devlet ilişkisini, akılcılık üzerinden açıklamaya çalışan siyasal düşünce akımıdır. Bu ideolojiye göre toplum, zümre ya da sınıflardan değil bireylerden oluşur ve bireyler önce kendi kişisel çıkarları doğrultusunda hareket eder.

Özgürlüğün hiçbir engel tarafından sınırlandırılmaması gerektiğini kabul eden liberalizm; devletin, ekonomik ve toplumsal yaşama kesinlikle müdahale etmemesini savunur. Bu ideoloji, siyasi ve ekonomik liberalizm olarak ikiye ayrılır. Siyasi liberalizm, devlet faaliyetlerinin bireysel hak ve sorumluluklarını koruyacak şekilde yürütülmesini esas alır.

Ekonomik liberalizm ise özel mülkiyet ve serbest ticaret sistemine dayanır. Bireyler, devletin sınırlı koruması altında istedikleri gibi ekonomik faaliyette bulunabilir ve ekonomik ilişkiler kurabilir. Bu sisteme, serbest piyasa ekonomisi adı verilir. Liberalizm, ekonomik ve toplumsal örgütlenmenin dayandığı lonca gibi katı yapıları ortadan kaldırmıştır.

Sanayi Devrimi’nin yaygınlaşmasını da kolaylaştıran liberalizm akımı, iş sektöründe de burjuva sınıfının güçlenmesine sebep olmuştur. Ancak bu durum toplumsal açıdan ağır sonuçları beraberinde getirmiş ve işçileri, gittikçe güçlenen patronlar karşısında yalnız ve savunmasız bırakmıştır.

Kapitalizm; Yeniçağda, Batı Avrupa’daki sermaye ve üretim araçlarının özel mülkiyete geçmesi ile sürekli kâr etme sistemi üzerine kurulmuş ekonomik sistemdir. Burjuvazi sınıfının yükselişe geçmesi, sanayileşme ve işçilerin oluşması ile yeni bir ekonomik sistem olan kapitalizme geçişin adımları atılmıştır.

Feodal sistemde kendi kendine yeterli olan kapalı bir ekonomik yapı hâkimdir. Sanayi Devrimi’nden sonra bu yapı dışa açık, ticaret ve sermaye birikimine dayalı bir sistem olan kapitalizme yerini bırakmıştır.

Kapitalizmde sermaye sahipleri üretim araçlarına da sahip olmuş ve sistemin sürekliliğini sağlamak için daha çok hammadde ve iş gücüne ihtiyaç duymuştur. Gerekli olan insan gücü, hammadde ve pazar Coğrafi Keşiflerle karşılanmıştır. Böylece sistemin devamlılığı sağlanmış ve sömürge imparatorlukları kurulmuştur.

Bunun sonucunda, sermaye sahibi girişimci sınıf zenginliğini artırmıştır. Avrupa’da zenginleşmiş olan bu girişimci sınıfa kapitalist sınıf, yeni oluşan bu düzene de kapitalizm denmiştir. Kapitalizm akımı ile kişilere din ve vicdan özgürlüğünün yanı sıra mülk sahibi olma imkânı verilmiştir. Ancak bu sistemde toplumda gelir dağılımında eşitsizlikler yaşanmıştır.

Sosyalizm ve Marksizm

Sosyalizm, sermaye sahipleriyle işçiler arasındaki eşitsizliği, farklılıkları ortadan kaldırma iddiasında olan bir düşünce sistemidir. Kapitalizme tepkidir. Kapitalizmi sömürü olarak gören sosyalizm; birlikte hareket etmeye, ortak mülkiyete ve sosyal eşitliğe önem vermiştir. Sosyalizm ile birlikte Avrupa’da meydana gelen işçi hareketleri sonucunda halk, sendikalar kurmaya başlanmıştır.

Siyasal bir ideoloji olarak sosyalizm, Napolyon Dönemi’nin sona erdiği 1815-1848 yılları arasında ortaya çıkmıştır. Avrupa’da sosyalist düşünce ile kurulmuş, 1860’lı yıllarda oluşmaya başlamıştır. Sosyalistler, kapitalizme alternatifler olmak isterken oluşan farklı düşüncelerden dolayı iki gruba ayrılmıştır. Reformcu sosyalistler, Devrimci radikal sosyalistler olarak iki grup oluşmuştur.

Marksizm, Alman Filozof Karl Marx’ın klasik Alman felsefesi ile Fransız sosyalizm düşüncesi ve İngiliz siyasal düşüncelerini birleştirerek oluşturduğu fikir akımıdır. Eski sosyalist düşünceleri hayalperest olarak tanımlayan Marx, Frederich Engels’le birlikte çalışarak bilimsel sosyalizmi fikrinioluşturmuştur. Marx’a göre XIX. yüzyılda egemen sınıf burjuvazidir.

Üretim araçlarını elinde bulunduran burjuvazi, işçi sınıfının sömürülmesine imkan sağlamıştır. Kapitalizmin gelişmesiyle birlikte, sömürülen işçi sayısı da artmıştır. Karl Marx, yapılacak darbe için tüm işçileri sınır tanımaksızın birleşip devrimci partiler kurmaya çağırmıştır.

Bu anlayışa göre işçiler, bir kez iktidara geldikten sonra üretim araçlarını özel mülkiyetten çıkaracak ve bir proleterya diktatörlüğü kurarak iktidara el koyacaktır. El emeğinden başka bir varlığı bulunmayan proleterya; ardından sınıfsız ve devletsiz, komünist bir toplum düzeni kuracaktır.

Osmanlı Devleti’nde Modern Orduya Geçiş

Zorunlu Askerlik Sisteminden Ulus Devlete

Devrimler çağında değişen devlet toplum ilişkileri ders notları konumuza modern orduya geçşi süreçleri ile devam ediyoruz.  Avrupa’da ortaya çıkan ulus devletler siyasi ve askeri güç olarak çok uluslu devletleri tehdit eder hale gelmiştir. Çok uluslu devletler ıslahat anayasal sistem, eğitim, vatandaşlık, zorunlu askerlik düzenlemeleri ile ayakta kalmaya başlamıştır. Modern ordu kurma fikri XVI. Yüzyılda Niccola Machiavelli ile ortaya atılmıştır.

Fransız İhtilali ‘Halkın tamamı vatan savunmasından sorumludur’ söylemi yeni bir ordu anlayışını doğurmuştur. Bu yeni ordu Milli Ordu’dur. Milli ordu ulus devlet  modelinin ayrılmaz bir parçası olmuştur.

Ulus devletler eşit vatandaşlığa geçiş sağlamıştır, vatandaşı yaşadığı devletle özleştirmiştir. Devlete bağlı okul sistemi ile zorunlu temel eğitim uygulaması devletlerin temel uygulamalarından biri olmuştur.

  • Milli ordu okul gibi çalışmıştır.
  • Fransa’da seferberlik kararnamesi ile her erkek, asker kabul edilmiştir. (Zorunlu Askerlik)
  • Askerlik milliyetçilik ve vatan sevgisi temeline oturtulmuştur. Çok uluslu devletlerde bu durum zor olmuştur.

Osmanlı Devletinde Modern Ordu Kurma Çabaları

Nizamı Cedid Ordusu

  • Osmanlı ordusu III. Murat döneminden itibaren bozulmaya başlamıştır. (Kural dışı asker alınması)
  • Yeniçeri ocağı bozulmuştur. ( Esame- Mevacip defteri senet gibi alınıp satıldı) Rüşvet ve iltimas söz konusu olmuştur.
  • Tımar sistemi açığı, yeniçeriler ile kapamaya çalışınca taşrada da yeniçeriler güçlenmiştir.
  • III. Selim Nizam-ı Cedid ordusunu kurmuştur. (Selimiye Kışlası)
  • III. Selim Nizam-ı Cedid için yurtdışından askeri uzmanlar getirmiştir.
  • Tüfek ocağı kurarak Modern Topçu ocağının temelini atmıştır.
  • Askeri giderleri karşılamak için İrad-ı Cedid hazinesini kurmuştur.
  • Kabakçı Mustafa isyanı (1807) dönemi sona erdirmiştir.

Yeniçeri Ocağının Kaldırılması ve Asakir-i Mansüre-i Muhammediye’nin Kurulması

  • II. Mahmut  Alemdar Mustafa Paşa’nın yardımıyla padişah olmuştur ve Sekban-ı Cedid ocağını kurmuştur. ( Nizam-ı Cedid’e benzer)
  • Yeniçeriler isyan ederek Alemdar’ı öldürmüşlerdir.
  • II. Mahmut tek erkek üye kalmak içim IV. Mustafa’yı öldürtmüştür.
  • 1826 yılında Yeniçeri ocağı kaldırılmıştır.
  • Yeniçeri ocağının yerine Asakir-i Mansüre-i Muhammediye kurulmuştur. ( Paralı askerlik yerine Milli orduya geçiş dönemi)
  • Ordu ihtiyaç için feshane debbağhane, iplik kurulmuştur.
  • Prusya’dan uzman  getirilmiştir.
  • Mızıka-i Hümayun kurulmuştur. (1834)
  • Tıbbiye – Harbiye açılmıştır.
  • Askeri işlerin düzeni için Dar-ı Şura ( Askeri Şura;) açılmıştır.

Düzenli Orduyu Devam Ettirme Çabaları

  • İlk kez Fransa’da başlayan kura ile askere alma işlemi 1843 yılında Osmanlı’da başlamıştır.20-25 yaş arasındaki Müslüman erkekler için.
  • Tanzimat ile birlikte ilk kez azınlıklara orduda yer verilmiştir.

Osmanlı Devleti’nde Açılan Yabancı ve Misyoner ile Azınlık Okulları

  • XIX. Yüzyıldan itibaren azınlık okulları devlet denetiminden uzaklaşmıştır.
  • Yabancı devletler çıkarlarına göre maddi- manevi destek vermişlerdir.
  • Açılan yabancı okulların yasal dayanağı yoktu ve denetim uzaktırlar.
  • Islahat Fermanı dönüm noktası olmuştur.
  • Islahat  Fermanı ile birlikte azınlıklara okul açma hakkı, memur, asker olma hakkı resmen tanınmıştır.
  • Okullar misyonerlik faaliyetlerine başlamışlardır.
  • 1846’da Meclis-i Maarif Umumiye kurulmuştur. Denetim altına alınmak istenmiştir.
  • 1869 yılında Saffet Paşa tarafından Maarif-i Umumiye Nizamnanesi yazılmıştır.
  • 1915 yılında Mekatib-i Hususiye Talimatnamesi ile yabancı misyonerleri kısıtlama yoluna gidilmiştir.
  • İlk açılan yabancı okul Saint Benoit- Fransa olmuştur.

II. Abdülhamit Dönemi Eğitim Politikası

  • 33 yıl tahtta kalmıştır.
  • Eğitim yatırımları yapmıştır.
  • Merkeziyetçi ve denge politikası ile eğitime yön vermiştir.
  • Anadolu’ya ağırlık vermiştir.
  • Azınlık ve yabancı okulları Türk öğretmen atayıp denetim altına almaya çalışmıştır.
  • İlk dereceli okullarda İslamcılık, orta dereceli okullarda Osmancılık akımını işlemiştir. Ardından Türkçülük akımına geçmişlerdir.

II.Abdülhamit Döneminde Açılan Okullar

  • Modern eğitimin temeli atılmıştır. (Maarifi Umumiye Nizamnamesi)
  • Vilayet merkezlerinde Maarif Müdürlüğü kurulmuştur.
  • Taşrada ilk, ortaöğretim ve öğretmen okulları açılmıştır.
  • İstanbul’dan eğitim Anadolu’ya yayılmış olmuştur.
  • İbtidai (ilkokul) İlk kız ibridaisi 1881 yılında açılmıştır.
  • Darûlfünuna yeni bölümler eklenmiştir. (Aliye : Yüksek öğretim okulu)
  • Maliye, ziraat, baytar, gümrük gibi meslek okulları açılmıştır.
  • Hukuk, ticaret, yabancı dil, kız sanayi, güzel sanatlar alanında okullar açılmıştır.
  • Bağcılık, aşı, orman ve maden, çoban, zeytincilik, sulama gibi tarım ve sanayi mektepleri açılmıştır.

II. Abdülhamit Döneminde Açılan Hastaneler

  • Birçok vilayet merkezinde hastaneler açarak refah devleti adımları atılmıştır.
  • Darülceze ve Hamidiye Etfal en önemli hastanelerdir.
  • 89 kamu hastanesi, 27 kurum hastanesi gibi 300’den fazla sağlık birimi açılmıştır.
  • Emeklilik Sistemi (Tekaütlük)
  • Tanzimat döneminde başlamıştır.
  • Önce ordu ve mülkiye sınıfına, bunların dul ve yetimlerine bu hak verilmiştir.
  • 16 ocak 1865 yılında emeklilik kanunu çıkmıştır.
  • II. Abulhamit Emekli sandığını kurmuştur.
  • Yoksul aylıkları Tanzimat döneminde II. Abdülhamit tarafından verilmiştir. (Maaş bağlanması- Sosyal devlet anlayışı)
  • Türkiye Sosyal Güvenlik Kurumu ile tüm sistemi bir çatı altına almıştır.

Eğitim ve Sağlıkta Dönüşüm

  • II. Mahmut ile birlikte modern okullar açılmaya başlamış ve medrese- mektep ikilemi ortaya çıkmıştır.
  • Tanzimat ile birlikte gençlere siyasi araç Osmancılık ideali verilmeye başlamıştır.
  • Tanzimattan itibaren modern okullar ağırlık kazanmıştır.
  • Kanun-i Esasi ile tüm okullar denetim altına alınmıştır.
  • Sağlık kurumları, darüşşifa, darüssıhha, binaristan, maristan vakıflarca yönetiliyordu.
  • 1839 Mekteb-i Tıbbıye 1867 Sivil Tıp Okulu açılmıştır.
  • 1871 yılında Taşra’ya doktor yollanmıştır.

XIX. Yüzyılda Sosyal Hayattaki Değişimler

  • XVIII. Yüzyıldan sonra Avrupa medeniyeti, Osmanlı için cazip hale gelmiş ve Avrupa’nın tüketim temelli faktörlerini alma politikası geliştirilmiştir.
  • İstanbul’da XVIII. yüzyılın ortalarından itibaren ‘Frenk modası’ yavaş yavaş hissedilmeye başlanmıştır. Batı tarzı mobilyalar, döşemeler, ev düzenlenmeleri toplumda popüler hale gelmiştir. Batı tarzı tüketim kültürü İstanbul’da XVIII. Yüzyılda girmeye başlamış ve XIX. Yüzyılda toplumun pek çok kesimi tarafından benimsenmiştir.
  • Osmanlı Devleti, idari ve hukuki gelişmelerden moda, adetler ve davranış şekillerine varıncaya kadar Avrupa’nın kültür faktörlerini kendine almaya başlamıştır.
  • II. Mahmud Dönemi kültürden ekonomiye, eğitimden idareye ulaşımdan haberleşmeye kadar Avrupa’nın pek çok alanda örnek alındığı reformlar dönemi oluşmuştur.
  • Klasik tüketim anlayışı Osmanlı toplumunun tüketiminde “kanaat” esas olmuş ve tüketimde israftan kaçınma benimsenmiştir. Ancak XIX. Yüzyıla gelindiğinde Osmanlı Devleti’ni Avrupa’ya ait pek çok kültür unsuruna maruz kalması geleneksel tüketimde değişiklik yaratmıştır.
  • XIX. Yüzyılda Osmanlı şehirleri camiler, medreseler, büyük meydanlar, kiliseler, çarşılar, bedestenler, kışlalar, sokaklar, mahalleler gibi elemanlardan oluşmaktadır.
  • XIX. Yüzyılda taşradan göçler öyleyesine artmıştır ki İstanbul’a giriş ve yerleşim denetim altına alınmaya çalışılmış hatta bunun için bir çeşit pasaport olan mürur tezkiresi uygulaması başlatılmıştır.
  • Ulaşım ağının geliştiği bu şehirlerde iş hanları, fabrikalar, hastaneler, kışlalar çoğalmış ve şehirleşmedeki gelişim beraberinde aşırı nüfus artışını getirmiştir.

Kamuoyu

  • XVIII. Yüzyıl sonrasında Batı Avru’Da modern anlamda kamuoyu kavramını; kültürel, siyasal, ekonomik ve toplumsal koşullar ortaya çıkarmıştır. Demokrasilerde halkı ikna etmeden iktidara gelmek ya da iktidarı sürdürmek pek mümkün olmadığı için kamuoyu, demokratik sistemlerin en önemli hususlarından biri haline gelmiştir.
  • Dipnot: Kamuoyu kavramını ilk kez 1741’de “halkınj düşüncesi” anlamında İngilizler kullanmıştır. Fransa’da ise ilk kez 1477’de J.J.Rousseau tarafında “toplumun tavrı” anlamında kullanmıştır. Batılı anlamda ülkelerden dilimize geçen kamuoyu kelimesinin dilimizdeki karşılığı olarak “efkarıumumiye, halk efkarı, amme efkarı, kamu efkarı” tanımlamaları başlarda kullanılmıştır.

Popüler Kültür

  • Ekonomik ve siyasal süreçlerle birlikte kültür, sosyal hayatın önemli etkenidir. Batı’da Sanayi Devrimi ardından çıkışa geçen kapitalizm akımı hem ekonomik ve sosyal alanlarda hem de gibi kültürel alanda etkili olmuştur.
  • Dolayısıyla kitle iletişim araçlarına sahip olanlar, kültüre de yön vermeye başlamıştır. Bütün bunlar Sanayi Devrimi sonrası, insanları tüketmeye teşvik edecek popüler kültürü ortaya çıkarmıştır.
  • Popüler kültürün ortaya çıkardığı kültür endüstrisi, kendi ürünlerini ihtiyaç haline getirerek topluma, hayatın olmazsa olmazı olarak sunmuştur.
  • Popüler kültürün en önemli hedefi aynı şeyleri tüketen “tek tip birey yaratma” şeklinde özetlenmektedir.

Metropollerin Oluşumu ve Osmanlı Şehirleri

  • Şehirlere göç eden işsiz kalmış insanlar, fabrikalar etrafında yoğunlaşan yerleşim alanlarının oluşmasına sebebiyet vermiştir.
  • Osmanlıda modern şehirlerin kuruluşu, fabrikaların kuruluşundan önce ülkenin dış pazarlara açılması, ulaşım ve tarım teknolojisindeki gelişmelere bağlı olarak gerçekleşmiştir.
  • 1826 yılına kadar başkent İstanbul’un kentsel hizmetleri, sadrazamların yönetiminde genellik Yeniçeri Ocağı’na bağlı farklı kişiler ve kurumlar tarafından yerine getirilmiştir. Ancak Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılasıyla birlikte, şehirdeki hizmetlerin kimler ve hangi kurumlar tarafından yerine getirileceği problemi ortaya çıkarmıştır. Bunu çözmek için özellikle 1830’lu yıllarda yeni idari bölümler kurulmuş ve bunun ile beraber sorumluluk sahaları yeniden tanımlanmıştır.
  • İstanbul, farklı zamanlar içinde büyük farklılaşmalar yaşamakla beraber en büyük değişimi XIX. yüzyılda yaşamıştır.
  • Avrupa’daki Paris, Londra, Berlin gibi büyük şehirlerde gözlemlenen Batılı yaşam şekli, XIX. Yüzyıldan itibaren Osmanlıda da yaygınlaşmaya başlamış ve özellikle Üsküdar ve Galata bölgelerinde sosyal hayat değiştirmiştir.
  • XIX. Yüzyılda İstanbul’un en önemli yapılarından birisi 1836’da yapılan Galata Köprüsü’dür. Yapıldıktan sonra köprü, İstanbul’un en işlek noktası haline gelmiştir.
  • XIX. Yüzyılda İstanbul’un idari yapısında ciddi değişimlere gidilmiştir.
  • 1826’da İhtisap Nezareti kurularak esnafın denetlenmesi, şehir güvenliği, göçlerin denetlenmesi, vergi denetimi işlerini bu kurum üstlenmiştir. Muhtarlık teşkilatı kurulmuş ve tayin edilen muhtarlar görevlerine başlamıştır.
  • 1430- 1912 yılları Osmanlı egemenliğinde kalan Selanik, Osmanlı Devleti’nin Balkanlardaki en önemli limanı olmuştur. Bölgedeki üretim sonucu elde edilen tarımsal ürünlerin dünyaya ulaştırıldığı bir liman olan şehir; Karadeniz, İstanbul ve İzmir arasında bir transit ticaret merkezi konumundadır.
  • İzmir- Kasaba ve İzmir – Aydın demiryolları, İngiliz ve Fransızlar tarafından yapılmıştır.
  • XIX. Yüzyıllarda İzmir, en iyi zamanlarını yaşayarak Doğu Akdeniz’in en önemli liman şehri olmuştur, Osmanlı Devleti’nin öncü ihraç limanları arasında yer alır.

Osmanlı Devletinde Demokratikleşme Süreci

Sened-i İttifak (1808)

  • II. Mahmut- Ruscuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa tarafından olmuştur.
  • II. Mahmut, ayanların desteğini alıp Yeniçeri ocağını kaldırdı. Anadolu’da merkezi otoritesini arttırdı.
  • Sened-i ittifak padişahın yetkilerini kısıtlayan ilk belgedir.
  • Ayanların varlığı ve gücü padişah tarafından tanınmıştır.
  • Alemdar’ın isyan sonucu öldürülmesiyle rafa kalkmıştır.
  • Adbülmecit Mustafa Reşit Paşa tarafından ortaya atılmıştır.

Tanzimat Fermanı (Gülhane Hattı Hümayun-u 1839)

  • Siyasi, idari, iktisadi, hukuk ve sosyal alanlarda topyekün bir değişme ve yeniden yapılanmadır.
  • Avrupalı yenilik ve kültür hareketidir.
  • Amaç halkın haklarını genişletmek, toplumu kaynaştırmak, Avrupa’nın içişlerimize karışmasını engellemek, iç barış ve bütünlüğü sağlamaktır.
  • Bu ferman ile;
  • Herkes eşit sayılacak,
  • Vergiler herkesin gelirine göre toplanacaktı
  • Yargı bağımsızlığı, mahkemeler herkese açık olacaktır.
  • Mülkiyet hakkı, Askerlik düzeni değişti, Müsadere kalktı.
  • Böylece anayasal yönetim ve demokrasinin ilk adımı atılmış oldu.

Islahat Fermanı (1856)

  • Kırım Savaşında Osmanlı’ya yardım eden İngiltire, Fransa ve Avusturya’nın isteği üzerine yapılmıştır.
  • Tanzimat fermanının uygulanması talebinde bulundular.
  • Azınlık hakları genişletildi.
  • İnanç ve ibadet serbestliği olmuştur.
  • Küçültücü ibareler kullanılmayacaktır.
  • Memur alma, okul açma hakkı
  • İltizam kalkacaktır,
  • Yerel meclis hakkı

I. Meşrutiyet’in İlanı ve Kanun-i Esasi’nin Kabulü (1876)

  • 1856 yılında Genç Osman tarafından İstanbul’da ortaya atılmıştır.
  • Şinasi, Namık Kemal, Ali Suavi, Ziya Paşa, Agah Efendi
  • Amaç anayasal monarşi kurmaktır.
  • Padişahın yetkilerini temsilcilerinden oluşan meclis ile sınırlamak istenilmiştir.
  • Mithat Paşa, Şurayı Devlet Başkanı da desteklemiştir.
  • II. Abdülhamit Kanun-i Esasi’yi Mithat Paşa’ya hazırlatmıştır.
  • Avrupa Osmanlıya baskıyı arttırmıştır.
  • Osmanlı 1876’da Kanuni Esasiyi kabul etmiştir.
  • Türk toplumunun ilk yazılı anayasası gerçekleşmiştir.
  • Kanuni Esasiye göre;
  • Yürütmenin başı Padişah;
  • Yargı; bağımsız,
  • Yasama; Mebusan Meclisi ve Ayan Meclisidir.
  • Basın özgürlüğü vardır.
  • 4 yılda bir seçim yapılmıştır.
  • Bütün Osmanlı vatandaşları eşittir.
  • Düşünce özgürlüğü eksiktir.
  • II. Abdülhamit 93 Harbi (1877-1878 Osmanlı- Rus Savaşı’nı) bahane edip meclisini kapatmıştır.

II. Meşrutiyet’in İlanı ( 24 Temmuz 1908)

  • 1878 Berlin Antlaşması ile Sırbistan, Romanya ve Karadağ bağımsız olmuştur. Kars, Ardahan, Batum Rusya’ya verilmiştir.
  • Kıbrıs İngiltere’ye bırakılmıştır.
  • 1881’de Fransa Tunus’u, 1882’de İngiltere Mısır’ı ele geçirmiştir.
  • 1881’de Duyun-u Umumiye kurulmuştur.
  • 1908’de Reval görüşmesi yapıldı. İngiltere- Rusya Osmanlıyı paylaştı.
  • İttihat ve Terakki harekete geçmiştir. Amaç II. Abdülhamid’i tahttan indirmek ve Meşrutiyet rejimine geçmektir.
  • II. Abdülhamid meşrutiyeti ilan etmiştir. (24 Temmuz 1907)
  • 25 yaş üzerindeki vergi veren erkeklere oy hakkı verilmiştir.
  • 50bin erkekten bir Mebus seçecektir.
  • Mebus ayının 30 yaşını doldurmuş olması ve Türkçe okuma yazma biliyor olması gerekiyordu.
  • 240 Mebus ile 17 Aralık 1908’de çok partili ve parlementolu yeni dönem başlamıştır.

Osmanlı Devleti’nde Darbeler

  • Sultan Abdülaziz’in Darbe ile Tahttan indirilmesiyle başlamıştır.
  • 1854’de başlayan dış borçlanma büyük tehdit olmuştur.
  • Abdülaziz dış borçla mücadele etmiştir.
  • Buharlı ve zırhlı gemiler satın almıştır. (2. Deniz gücü olduk)
  • Avrupa seyahati yapmıştır
  • Demiryolları, yeraltı treni (metro) ve tramvay yapılıp ilk defa yapıp Osmanlı’da kullanılmıştır.
  • Mektebi Sultanı (Galatasaray Lisesi) açılmıştır.
  • Ali Paşa ve Fuat Paşa destekçi olmuşlardır.
  • Dış borçlar ödenemez hale gelmiştir.
  • Sadrazam Mütercim Rüştü Paşa, Serasker Hüseyin Avni paşa, Adalet Nazırı, Mithat Paşa ve Şeyhüslislam Hayrullah Efendi, Abdülaziz’in tahttan indirmeyi istemişlerdir.
  • Abdülaziz tahttan indirilmiş, yerine V.Murad getirilmiştir.
  • Padişah Abdülaziz öldürülmüştür.
  • Yıldız sarayı mahkemesinde suçluları cezalandırmıştır.

31 Mart Darbesi

  • 1908 yılında Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti.
  • 19 Nisan 1909 yılında Avusturya Macaristan, Bosna Hersek’i ilhak etti. Girit Yunanistan’a bağlandı.
  • İttihat Terakki’ye karşı muhalefet başladı.
  • Hasan Fehmi iktidarı sertçe eleştirdiği için suikaste kurban edilerek öldü.
  • Bu durum sonucunda 31 Mart isyanının fitili yakılmış oldu. İkdam Gazetesi başyazarı Ali Kemal Bey’in konuşmalarının etkisi ile Mülkiye öğrencileri yürüyüşe geçti.
  • Avcı Taburları ayaklandılar. Bu ayaklanmaya medrese öğrencileri destek verdi. Ahrar fıkrasından Prens Sabahattin’in adamları ittihad-ı Muhammedi Fırkası ve gazetecileri de destek oldular.
  • Selanik’ten Hareket ordusu gelerek isyanı bastırdı.
  • Bu durumların ardından 2. Abdülhamit tahttan indirildi ve yerine 5. Mehmet Reşat geldi.

Bab-ı Ali İsyanı

Devrimler çağında değişen devlet toplum ilişkileri konu anlatımı yazımıza dönemin önemli isyanlarından olan Bab-ı Ali isyanı ile devam ediyoruz. Özellikle ordudaki yozlaşma ve siyasileşme süreci ile başlayan bu isyan sadrazamın değişmesine kadar pek çok siyasi olaya etken olmuştur.

  • Ordu’da alaylı, mektepli ayrımı başladı. Sizden bizden şeklinde ayrımlar baş gösterdi.
  • Bu durumda 1912 yılında 1. Balkan savaşı yenilgisine sebebiyet verdi.
  • Ordu siyasete karıştı. Bu durumlar karşısında dört balkan devleti saldırıya geçti.
  • Kemal Paşa kabinesi Balkan savaşlarında başarısız oldu. Makedonya kaybedildi, Selanik Yunanlıların eline geçti.
  • Avrupa’nın isteği Edirne’nin de verilmesi yönündeydi. Kemal paşa buna sıcak baktı ancak Enver Paşa ve Talat Bey bu duruma muhalefet etti.
  • 23 Ocak 1913’te Enver Bey Bab-ı Ali ile Kemal Paşa’yı istifa ettirdi.
  • Ömer Naci ise halka kendilerinin haklı olduğunu anlatarak ikna etmeye çalışıyordu.
  • Yeni Sadrazam Mahmut Şevket Paşa oldu.
  • İttihat Terakki tek başına iktidar olmuş, fiilen tek parti haline gelmiştir.

Darbelerin Kaybettirdiği Topraklar

  • 1878 Berlin Antlaşması ile Sırbistan, Romanya ve Karadağ
  • 1908 2. Meşrutiyet sırasında Bosna Hersek’i Avusturya Macaristan, Girit adası Yunanistan bağlandı, Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti.
  • 1912 1. Balkan Savaşı sırasında Arnavutluk Osmanlı’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti.

Sonuç

İçinde bulunduğumuz devrimler çağında değişen devlet toplum ilişkileri özet olarak bu şekilde en faydalı bölümleri ile sizinle paylaştık. Böylece en faydalı şekilde ve gerekli tüm bilgileri konumuzda bulduğunuza inanıyoruz. Konuyu çalıştıktan sonra kitaplarınızdaki yer alan konu sonu soruları çözmeyi ve pekiştirmeyi unutmayın. Hepinize iyi çalışmalar.

0
GüzelGüzel
0
Çok SevdimÇok Sevdim
0
ŞaşırdımŞaşırdım
0
ÜzüldümÜzüldüm
0
KızdımKızdım
Oy verdiğin için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı