Beylikten Devlete Osmanlı ve Devletin İlerleyişi

1072-1308 Yılları Arasındaki Başlıca Siyasi Gelişmeler

Bu konumuzda beylikten devlete Osmanlı konusunu inceleyeceğiz. Sizlerle bu önemli konuya kuruluş dönemi gelişmeleriyle başlıyoruz.

Anadolu’nun jeopolitik konumu itibari ile önemli bir noktada bulunması bölge ticaret yollarına hakim olması satın alma politikalarında etkili olmasına yol açmıştır.

Anadolu coğrafi konumu, iklim ve su kaynaklarının yanı sıra yarım ada oluşu gibi özellikleri ile tarihin her döneminde önemli bir pozisyonda olmuştur. 11. Yüzyılın ikinci yarısı itibari ile bu gbölgeye gerçekleşen Oğuz göçleri Anadolu2nun Türkleşmesinde en önemli rolü oynamıştır.

Anadolu’nun Türkleşmesi dünya tarihinde önemli bir rol oynamaktadır. Bölgede Bizans-Sasani ve Arap çatışmaları sürerken Türklerin bölgeye hâkim oluşu, Türkmen göçlerinin artması ile hakimiyeti artırmıştır. Böylece bölgenin etnik yapısı çoğunluk Türkler olarak oluşmuştur.

Kuruluş Dönemi Gelişmeleri

  • 1302 Koyunhisar Muharebesi
  • 1326 Bursa’nın Fethi (Görsel 2.1)
  • 1329 Palekanon Muharebesi
  • 1331 İznik’in Fethi
  • 1337 İzmit’in Fethi
  • 1345 Karesi Beyliği’nin alınması
  • 1353 Çimpe Kalesi’nin alınması
  • 1363 Edirne’nin Fethi
  • 1371 Çirmen Muharebesi
  • 1389 I. Kosova Muharebesi
  • 1396 Niğbolu Muharebesi
  • 1402 Ankara Savaşı
  • 1402-1413 Fetret Devri
  • 1444 Varna Muharebesi
  • 1448 II. Kosova Muharebesi

Osmanlı Devleti’nin Kuruluşuyla İlgili Görüşler

Genel olarak kabul edilen görüşe göre Osmanlılar, Oğuzların, Bozok Kolu’na bağlı Günhan Soyu’nun Kayı Boyu’na mensuptur. Bölgeye tam olarak ne zaman geldikleri, hangi yöreden geldikleri, beylikten devlete Osmanlı döneminde beyliğin tam kuruluş zamanı gibi bazı önemli bilgiler kuruluş dönemi bilgilerinin yetersizliğinden ötürü muammadır.

Genel kabul görmüş bilgiye göre Osmanlılar, Oğuzların Bozok kulunun Gülhane soyundan olan Kayı boyuna bağlı oldukları yönündedir. Bu bilgiler aleni bir şekilde 2. Murad zamanında vurgulanmaya başlanmıştır.

Paul Wittek’in “Gaza” tezine göre;

  • Temel amaç İslam sınırlarını genişletmektir.
  • Gaza ile devlet askeri fetihlerle ganimet elde etmek amaçlanmıştır.

M.Fuad Köprülü’ye Göre Osmanlı Beyliği’nin kurulup gelişmesinde;

  • Türkmenlerin gaza ruhu ile Bizans üzerine seferler yapması
  • Kuruluş dönemi hükümdarlarının yetenekli olması
  • Beyliğin kurulduğu jeopolitik konumu

Halil İnalcık’a göre” Gaza” ;

  • Osmanlı Beyliği’nin kuruluşunda önemli bir yer tutar. Fakat beyliğin kuruluşunda önemli bir yer tutar, fakat beyliğin kuruluşunda sosyal değişimlerde önemlidir.
  • Anadolu’da ÖĞRENİLEN siyasi,asker,, kültürel, ekonomik özellikler (1302) Koyunhisar Savaşı

Soğüt ve Domanic’e Yerleşmenin Osmanlıya Avantajları

  • Önemli ticaret yolları üzerinde olması bölgenin ekonomik bir avantajıdır.
  • Çevresinde güçlü devletlerin olmaması Anadolu ve Balkanlarda avantaj olmuştur.
  • Konumu büyümesi için idealdir beyliklerle değil Bizans ile meşguldür. (Coğrafyanın sağladığı avantajdır)

Osman Bey Döneminde Bizans ile Mücadeleler

Fethedilen Yerler: Karacahisar, İnegöl, Bilecik, Yarhisar, Yenişehir, Yundhisar

İlk Savaş: Koyunhisar Savaşı

Orhan Bey Döneminde Bizans ile Mücadeleler

Beylikten devlete Osmanlının kuruluşu ve dönem içindeki ilerleyişi içinde en önemli olaylar Bursa’nın Fethi, İznik’in Fethi ve İzmit’in Fethi olarak sıralanabilir. Bu konuların detaylarına Bizans Osmanlı ilişkileri konusunda devam edeceğiz ve tüm detaylarını öğreneceğiz.

Bizans’ın tehlike olmaktan çıktığı savaş ise Palokonon Savaşıdır. Bu savaş sonucunda Bizans’ın Anadolu üzerindeki hâkimiyeti ve ümidi kalmamıştır. Osmanlılar böylece hızlı bir ilerleyiş içine girmişlerdir.

Osmanlı-Bizans İlişkileri

Osmanlı beyliğinin bulunduğu coğrafya, gelişiminde önemli bir rol oynamaktadır. Bizans sınırına yakın kurulmanın siyasi avantajını iyi değerlendiren Osmanlı, askeri ve siyasi yapı olarak zayıflamış Bizans’a karşı ilerleyerek sınırlarını kolayca büyütmüştür.

Osman Bey başlangıç zamanlarında Rum kesimi ile iyi geçinme politikasını sürdürerek beyliği güçlendirmeyi hedeflemiştir. Bu süre zarfında topraklarını kullanmak zorunda oldukları Bilecik tekfuru ile iyi geçinmek durumunda kalmışlardır.

Osmanlılar Bizans’a karşı sınırlarını genişletmek ve varlıklarını korumak amacıyla için izlediği fetih politikası etkili olmuştur. Ancak 1285 yılından sonra tekfurlar ve Kayı boyu arasındaki ilişkiler değişmeye başlamıştır. İnegöl tekfurunun düşman tavrı yüzünden Osman Bey bir gece baskını ile İnegöl tekfurunun Kulacahisar’ını ele geçirmiştir.

Osman Bey planlı bir fetih politikası izlemiştir. Fetih edilecek alanların etrafındaki yol ve çevresini ele geçirdikten sonra amaçladığı yerleri ele geçirerek yerel halka Osmanlı yönetimini benimsetmiştir.

Bitinya bölgesinde etkisini artıran Osman Bey Domaniç Beli savaşı ile İnegöl tekfurunu alt etmiş ve Karacahisar Kalesini almıştır. Ardından bu kaleyi merkez yapan Osmanlılar aşiret yapısından devlet yapısına geçiş için önemli bir adım atmıştır. Şehirdeki kiliseler camiye çevrilerek buraya kadı olarak Dursun Fakih atanmıştır. Şehirdeki pazar ise vergi kaynağı olarak kurulmuştur.

Karacahisar kalesinin ele geçirilmesinden sonra Osman Bey barışçıl ilişkiler politikasından düzenli fetih politikasına geçmiştir.

14. yüzyılın başlarında Bizans etkinliği tamamen kırılmış ve Bizans bu sebepten ötürü güç kaybetmiştir. Osmanlı Beyliği ise aksine güçlenerek büyümektedir. Bitinya bölgesinin sosyal ve dini yapısında bu büyümenin rolü büyüktür.  Bizans bölgede zayıflamış olsa bile Rum halkının varlığı devam etmiştir. Osmanlı beyliği fetih sonrası bu bölgedeki halka zulmetmemiş, onlara iyi davranmış ve onların yerleşim yerlerine zarar vermemişlerdir. Ancak bu bölgelere de Türkmenler yerleştirilerek, bölgenin Türk ve Müslümanlaşması sağlanmıştır.

Bilecik tekfuru ile Yarhisar tekfurunun iş birliğinin üzerine Osman Bey önce Bilecik’i fethetmiştir. İznik’i çevreleyerek teslim almak isteyen Osman Bey, bölgeye İstanbul’dan yardım geldiğini öğrenince ordusu ile Hersek’e inmiş ve bu bölgede Türkmenlerin de destek verdiği ordusu ile Rum güçlerini ağır bir yenilgiye uğratmıştır. Bu zafer sonucunda İzmit yolu ele geçirilmiş, Bursa’nın kuzey tarafı hariç diğer üç bölge ve yolları kontrol altına alınmıştır.

Koyunhisar zaferi sonrası Osman Bey gözünü Bursa’ya dikmiştir. Yapırılan iki adet hisar ve uzun süreli kuşatma sonrasında Bursa Osman Beye bağlanmıştır. Osman Gazi artık rahatsızlığı sebebiyle seferlere katılamıyor, yerine oğlu Orhan Bey seferlere katılıyordu. Orhan Gazi Bursa’nın İstanbul ile olan bağlantısını kesmek için 1321 yılında Mudanya’yı fethetmiştir. Şehir zor durumda kaldığı için Bursa tekfuru tarafından bölgedeki halka ve dini inançlarına dokunulmaması karşılığında şehri teslim 1326 yılında etmişlerdir.

Bursa’nın fethinden sonra İznik hedef olarak seçilmiştir. Bizans ise Türkleri boğazlardan uzaklaştırmak için İznik’e yardım etmek amacıyla büyük bir ordu toplamışlardır. 1329 yılında Palekanon önlerinde yapılan savaş ile Bizans orduları yenilgiye uğratılmıştır. Bu zafer ile Osmanlıların hem İslam dünyasındaki saygınlığı önemli ölçüde artmış hem de Bizans’ın Anadolu üzerindeki ümitleri sonlandırılmıştır.

1301 yılından itibaren düzenlenen çeşitli fetihler farklı iç sebeplerden ötürü İznik’in alınmasını geciktirmiştir. Palekanon savaşının ardından destek ümidi tükenen tekfur kapılarını Türklere açmıştır. İznik stratejik öneminden ötürü Orhan bey tarafından Bizans’a karşı üs olarak kullanılmıştır. Ardından yine stratejik önemi olan İzmir 1377 yılında fethedilmiştir.

Balkan Fetihleri

Osmanlı Beyliği’nin kuruluş dönemindeki en önemli hadiselerden birisi de Rumeliye yapılan geçiş olmuştur. Rumeli’ye geçişte 1344 yılından itibaren Bizans’ın Osmanlıdaki saltanat işlerine kaşrıması ve 1345 yılında Karesioğulları beyliğinin Osmanlı tarafından alınmasıdır. Osmanlının çevre beyliklerle iyi geçinme politikası bu olaylar ile son bulmuştur.

Orhan Gazi Bizans içindeki taht savaşları sırasında kayınpederi olan Kantakuzen’e destek vermiş ve tahta çıkmasına yardımcı olmuştur. Ardından Bizans’ın Sırplara karşı savaşında yardımcı olmuş ve karşılığında Gelibolu’da bulunan Çimpe kalesi alınmıştır. Bu kale Rumeli’de ilerlemek için üs amacıyla kullanılmıştır.

Beylikten devlete Osmanlı siyaseti Rumelide ilk zamanlardan itibaren fetih politikası olarak sürmüştür. Bu bölgece Rumeli devletlerarasındaki mezhep çatışmaları Osmanlıların daha hızlı ilerlemesine yardımcı olmuştur. 1359 yılından sonra ilk hedef Çorlu olmuş ve Edirne-Çorlu arasındaki bölgeler ele geçirilmiştir. Ardından Çorlu ve Lüleburgaz Osmanlılara katılmıştır.

Orhan Gazi’nin 1362 yılında vefat etmesi ile tahta 1. Murat geçmiştir. Sazlıdere savaşının ardından Rumeli bölgesindeki en önemli şehir olan Edirne Osmanlılara geçmiştir. Hemen ardından Filibe ve Gümülcine Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bu fetihlerdeki amaç Bizans’ın Avrupa ile olan kara bağlantısın kesmektir.

Osmanlı Devletinin bu hızlı ilerleyişinden çekinen Balkan devletleri papanın desteği ile Macar, Bulgar, Sırp, Eflak ve Bosnalılardan oluşan bir Haçlı ordusunu toplanmıştır. Ancak 1364 yılında Hacı İlbey tarafından bir gece baskını ile Haçlı ordusu hezimete uğratılmıştır. Haçlılar ile yapılan ilk savaş olan Sırpsındığı Savaşı, Makedonya’nın kapılarını Osmanlıya açmıştır.

Fetih politikası gereği devletin başkenti Edirne’ye taşınmıştır. Balkan ilerleyişine karşılık vermek isteyen Sırplarla yapılan Çimen savaşı, Osmanlının galibiyeti ile Makedonya’nın fethini de kolaylaştırmıştır.

Devletin güçlü iskan ve askeri yapısı ile fetih edilen bölgelerde hızlı bir şekilde kalıcılık sağlanmıştır. İlk defa Balkan bölgesine geçiş sırasında Orhan Bey tarafından kullanılan iskan politikası ile ele geçirilen bölgelere Türkmenlerin yerleştirilmesi uygulamasıdır.

Genel olarak gönüllülük esasına göre bu bölgeye Türkmenler yerleştirilmiş olsa da bazı durumlarda sürgün sistemi de kullanılmıştır. İskan bölgelerinin giderleri devlet tarafından karşılanmış ve halk iskana teşvik edilmiştir. İskan edilmiş halktan devlet belli bir süreliğine vergi almamıştır. İskan edilen halkın eski yerlerine dönmesine ise izin verilmemiştir.

İskan edilmiş alanlarda Türk İslam kimliği sağlanmış ve kazandırılmıştır. Bu politikada Osmanlının uyguladığı uzlaştırıcı fetih zihniyeti önemli bir rol oynamıştır. Fetih edilmiş yerlerdeki insanların din inançlarına karışmamış onları serbest bırakmış, mal ve can güvenliğini sağlamıştır. Sadece askeri zaferler ile fetihlerin kalıcılığını sağlayamayacağını anlayan Osmanlı, bu uyguladığı fetih politikası sayesinde kalıcılığı sağlamıştır.

Osmanlının Rumeli ilerleyişine karşı Sırp kralı Lazar öncülüğünde Balkan devletleri bir ittifak kurmuşlardır. Bu ittifak içinde Sırplar, Bulgarlar, Bosnalılar ve Arnavutlar yer almıştır. Bu ittifak ile 1389 yılında Sultan 1. Murad’ın komutasında yanında Şehzade Bayezid ve Şehzade Yakup da bulunmuştur.

Osmanlı devletinden sayıca üstün olan Haçlı ordusu, 9 Ağustos 1389 yılında 8 saat süren savaşın ardından mağlup edilmiş, düşmanın yüksek rütbeli komutanları esip alınmıştır. 1. Murad, savaş sonrasında alanda dolaşırken Lazar’ın damadı Milos Obiliç tarafından şehit edilmiştir. Daha önce farklı zamanlarda kuşatılmasına rağmen alınamayan İstanbul, 1391 ve 1395 yıllarında Yıldırım Bayezid tarafından bir kez daha kuşatılmıştır. Bayezid İstanbul kuşatması için Anadolu Hisarını yaptırmıştır.

Osmanlı Devletinin bu ilerleyişi tüm Hristiyan dünyası tarafından endişe ile izlenmekteydi. Buna karşılık bir haçlı ordusu ile iki koldan Niğbolu’ya gelen ordu, 25 Eylül 1396 yılında bozguna uğratılmıştır. Bu zafer sonrası Bayezid’e Sultan-ı İklim-i Rum unvanı verilmiştir.

Kazanılan bu zafer sonrasında Avrupa devletleri Osmanlı üzerine yaklaşık yarım asır boyunca büyük bir ordu gönderememiştir. 1444 yılındaki Edirne-Segedin antlaşması sonrası genç yaşta 2. Mehmet tahta geçirilmiştir. Haçlıların bu durum karşısında harekete geçmesi ile devlet adamlarının isteği ile 2. Murad tekrar tahta geçmiş ve Varna’da Haçlı ordusu bozguna uğratılmıştır.

Varna’daki bu mağlubiyet sonrası öç almak isteyen Avrupa devletleri, yeni bir Haçlı ordusu oluşturmuşlardır. Karamanoğlulları ve Sırbistan’dan yardımcı kuvvetler alan 2. Murad, hilal taktiği ile Haçlıları Kosova’da yok etmiştir. Bu zafer sonrasında Türklerin Balkanlarda hâkimiyeti kesinleşmiş ve Avrupa artık savunmaya geçmiştir.

Rumelide benimsenen iskan politikasına gaziler, aşiret liderleri ve mensup olan kişilerin yanı sıra akıncılar, dervişler ve Tımarlı sipahiler olmuştur. Fetih edilen bölgelerdeki dervişler, kurulması planlanan köy ve şehirlerin çekirdeğini oluşturmuşlardır. Dervişlerin kurmuş oldukları tekke ve zaviyeler yardımı ile bölgedeki gayrimüslimleri etkilemişlerdir. Halk üzerinde psikolojik üstünlük de elde edilmiştir.

Sonuç

Beylikten devlete Osmanlı Bizans ilişkileri ve Avrupa üzerindeki ilerleyişi üzerine konumuzu tamamladık. Osmanlı devletinin planlı fetih ve ardından etkin bir şekilde uyguladığı iskan politikası sayesinde fetih edilen yerlerdeki üstünlüğünün yanı sıra kalıcılık da sağlanmıştır. Ayrıca Haçlı ordularına karşı kazanılan sürekli zaferler ile Balkanlarda kalıcı üstünlük sağlanmıştır. Bu sayede Avrupa devletleri artık savunma durumuna geçmek zorunda kalmıştır.

Devletin ilerleyişinde sağlam yapısı ve düzenli politikaları sayesinde kısa sürede büyük bir devlet haline gelmiştir. Ayrıca İslam dünyasında da etkili bir rol edinmişlerdir. Sizlerde konuyu okuduktan sonra alakalı soru ve testleri çözerek pekiştirmeyi unutmayın. Hepinize başarılar diliyoruz.

0
GüzelGüzel
0
Çok SevdimÇok Sevdim
0
ŞaşırdımŞaşırdım
0
ÜzüldümÜzüldüm
0
KızdımKızdım
Oy verdiğin için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı